Connect with us

GÜNEY KIBRIS

Rumlar’a mülteci eleştirisi

Published

on

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kıbrıs Raporu’nda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) sığınmacılara yönelik muamelesini eleştirerek, GKRY’ye uluslararası yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulundu

AA muhabiri, BM Genel Sekreteri Guterres‘in dün gece BM Güvenlik Konseyi üyelerine iletilen ve Aralık 2023-Haziran 2024 dönemini kapsayan BM Kıbrıs Barış Gücü (UNFICYP) Raporu’na ulaştı.

Raporda, GKRY‘nin mayıs ayında Suriyeli sığınmacıların iltica başvurularını askıya alma kararına atıfta bulunularak, bunun ardından UNFICYP ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) acil insani yardım sağlamak zorunda kaldığı belirtildi.

GKRY’ye iltica başvurularının 2023 yılında bir önceki yıla göre yüzde 46 azaldığına işaret edilen raporda, buna rağmen GKRY’nin iltica başvurularını askıya alma kararı verdiği kaydedildi.

Ada’ya yönelik sığınmacı hareketinin “karmaşık” olduğu ifade edilen raporda, Suriyeli sığınmacıların yüzde 82’sinin doğrudan teknelerle Ada’nın güneyine geldiği belirtildi. Raporda, Ada’daki “Yeşil Hat” üzerinden GKRY’ye geçiş yapmaya çalışan sığınmacı oranının yüzde 57’den yüzde 33’e gerilediği bildirildi.

GKRY yetkililerinin teknelere yönelik “engelleme” girişimlerinin de arttığı ifade edilen raporda, bazı sığınmacıların kaybolduğu, bazılarının ise hayatını kaybettiği aktarıldı.

Raporda, GKRY polis ve askerinin düzensiz göçü engellemek için ara bölgede “sürekli” mevcudiyet gösterdiğine işaret edilen raporda, UNFICYP ve BMMYK’nin GKRY’ye uluslararası mülteci hukuku uyarınca yükümlülüklerini hatırlattığı bildirildi.

GKRY hastanelere gelen sığınmacıları ara bölgeye geri itti

Raporda, uygulama sonucu aralarında 7 refakatsiz çocuğun da bulunduğu 29 sığınmacının ara bölgede mahsur kaldığı aktarıldı.

Ara bölgede mahsur kalan sığınmacıların baskı, cinsel istismar, cinsiyet temelli şiddet ve çok ciddi sağlık sorunlarına maruz kaldığının altı çizilen raporda, “Bu zorluklar ara bölgede aşırı sıcaklara maruz kalan sığınmacıların acilen GKRY’de hastanelere sevk edilmelerini zorunlu kılmıştır. Ancak GKRY defaatle bu sığınmacıları ara bölgeye ‘geri itmiş’ ve iltica ile koruma ihtiyaçlarını geri çevirmiştir.” ifadeleri kullanıldı.

Guterres’ten çağrı

BM Genel Sekreteri Guterres, raporda, aralarında çocukların da bulunduğu sığınmacıların kötü durumunu üzüntüyle karşıladığını belirterek, “Gerekli koruma sağlamadan geri itme ve tekneleri alıkoyma girişimlerini çok ciddi bir şekilde endişe verici buluyorum. Geri göndermeme ilkesine uyulmak zorunda.” ifadelerini kullandı.

Ara bölgede aralarında çocukların da bulunduğu mahsur kalan sığınmacıların durumu hakkında da endişe duyduğunun altını çizen Guterres, yakın dönemdeki gelişmelerin sığınmacılara gerekli desteğin verilmesinin önemini gösterdiğini vurguladı.

Guterres, GKRY’ye iltica başvurularını tekrar ele alma ve süreci yeniden başlatma çağrısında bulunarak, bunun aynı zamanda insan kaçakçılığı ve diğer düzensiz hareketleri engelleme konusunda etkili olacağını kaydetti.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

BM’de ara bölgede çatışma endişesi

Published

on

BM yetkilileri Associated Press’e yaptıkları açıklamada, Ara Bölge’nin askerileştirilmesi ve her iki taraftan silah transferine ilişkin endişelerini dile getirerek, önlem alınmaması halinde adadaki dondurulmuş çatışmanın yeniden alevlenebileceğini belirttiler.

Açıklamada “silah transferi, başkentin ortaçağdan kalma merkezinden geçen 180 kilometrelik (120 mil) ara bölge boyunca  Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında son zamanlarda yaşanan bir dizi gerilimin sadece görünen yüzüdür” ifadeleri kullanıldı.

Genel kurmay eski Başkanı Albay Ben Ramsey “UNFICYP olarak bilinen Kıbrıs’taki BM Barış Gücü, karargâh mevzilerine makineli tüfekler ve roketler gibi büyük kalibreli silahların konuşlandırıldığını, yüzlerce yeni savaş mevzisinin inşa edildiğini ve topçu ve füze hedef sistemlerine potansiyel olarak yardımcı olabilecek kızılötesi özelliğe sahip düzinelerce yüksek teknoloji ürünü kameranın yerleştirildiğini gördü” dedi.

Associated Press’in haberinde belirtildiği üzere, bu tür eylemler ara bölgenin ihlali olarak değerlendiriliyor ve çok sık gerçekleşiyor.

Albay Ramsey Associated Press’e, erişilmesi zor güvenlik bölgesindeki terk edilmiş ev ve işyerlerini gezerken “Kimse dinlemiyor, yanlış hesap an meselesidir” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

İsrail’e istihbarat desteği

Published

on

İngiltere ve ABD’nin, İsrail’e destek için Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerini kullanarak hem Ada’da askeri yığınak yaptığı hem de Tel Aviv yönetimine silah ve istihbarat desteği sağladığı ileri sürülüyor.

“Batı’nın İsrail’e Silah Desteği” başlıklı dosya haberin sekizinci bölümünde AA muhabiri, Rum basınından ve yetkililerden alınan bilgiyi derledi.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar ve Lübnan’a yönelik olası askeri harekatı öncesinde Rum kesiminde Batılı ülkelerin askeri lojistik bağlamındaki hareketliliğinde ciddi artışlar gözlendi.

Askeri ve istihbarat kurumlarının çalışmalarına ilişkin araştırma haberleri yapan İngiliz Declassified UK’nin internet sitesinde yer alan habere göre, İngiltere askeri kargo uçaklarının İsrail’e Ekim 2023’ten bu yana yaptığı 60’tan fazla uçuşun çoğunluğu, Limasol kenti yakınlarında “egemen üs” statüsünde bulunan Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü’nden gerçekleşti.

İngiltere’nin Trodos Dağı, Akrotiri ve Agios Nikolaos’taki tesislerden doğrudan veya ABD aracılığı ile dolaylı olarak İsrail’e istihbarat desteği sağladığı yönündeki iddiaları İngiltere Savunma Bakanlığı sürekli yalanlıyor.

İngiltere’nin geçen yıl askeri üslerindeki lojman sayısını tesislerin modernizasyonu çerçevesinde artırmasının, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’ye saldırılarına destek için Ada’ya konuşlandırılacak ek özel birlik personeli için yapıldığı ileri sürüldü.

Nisanda İran’ın İsrail’e yaptığı misilleme saldırılarında İngiliz egemen üslerinden kalkan Birleşik Krallık Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar, İran’ın füze ve dronlarını havada vurma misyonu üstlendi.

İngiliz üslerinin İsrail’e askeri destek için kullanılması zaman zaman Ada’da protestolara da neden oluyor. Filistinlilere destek veren aktivistler, üslerin önünde gösteriler düzenleyerek İngiltere’nin İsrail’e verdiği askeri desteğe dikkat çekiyor.

ABD’NİN GÜNEY KIBRIS’TAKİ ASKERİ VARLIĞI ARTIYOR

ABD’nin bölgedeki bazı operasyonlar için İngiltere’nin üslerini kullandığı da iddialar arasında yer alıyor. Declassified, ABD Savunma Bakanlığının Orta Doğu’daki barış koruma faaliyetlerine destekleri gözlemleme amacıyla 1974’ten bu yana Ada’da mevcudiyetinin bulunduğunu belirtti.

ABD’nin Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’ye saldırısının hemen ardından İngiliz üslerine büyük miktarda teçhizat ve silah sevkiyatı yaptığı, sadece 1 ay içinde 20 kargo uçağının Ada’ya indiği bilgisi İsrail basınında yer aldı.

Rum ve İngiliz basınında yer alan iddialara göre, ABD’nin istihbarat amaçlı uçuşları da Akrotiri’den yapılıyor. Bu haberlerde, Orta Doğu’daki operasyonlara hazırlık için 129 Amerikalı havacının bulunduğu Akrotiri’de ABD’nin casus uçuşlar yapan keşif filosunun da kalıcı olarak konuşlandığı ileri sürülüyor.

ABD Hava Kuvvetlerinin Ada’daki İngiliz topraklarında varlığını artırması ve bunun kamuoyundan gizli tutulmaya çalışılması da gündemde olan bir diğer konu.

Mart 2019’da hazırlanan ABD Hava Kuvvetleri belgesine göre, 2018’de Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Akrotiri’de ABD’nin 87 havacısı bulunuyordu ve bu sayının 6 yıl içinde yüzde 48 artırılması planlanıyordu. Artan temel ihtiyaçların karşılanması için kurulacak tesislerin maliyetinin de 27 milyon dolar olduğu tahmin ediliyordu.

Öte yandan, ABD’nin İsrail’e İngiliz üslerini kullanarak Avrupa’dan silah gönderdiğine dair iddialar olsa da ABD Savunma Bakanlığı bu konuda detay vermeyi reddediyor.

Sızdırılan belgelere göre de ABD, Akrotiri üzerinden Gazze’de gözetleme görevleri yapıyor ve İsrail ile istihbarat paylaşımında bulunuyor. CIA gibi diğer istihbarat ajanslarının Akrotiri’yi casusluk için kullandığı öne sürülüyor.

New York Times, 2 Kasım 2023’te ABD’nin Gazze Şeridi üzerinde gözetleme amaçlı insansız hava aracı kullandığını haberleştirdi. Bu durum ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından da onaylandı. Bu araçların kalkış noktasının Akrotiri olduğu tahmin ediliyor.

Geçen şubat ayında ABD Deniz Kuvvetlerine bağlı “donanma kaplanları” adlı özel kuvvet askerleri, Limasol kenti açıklarında Rumlar ile ortak tatbikat gerçekleştirdi.

13 Kasım 2023’te içinde 5 özel kuvvet askeri ile düşen ABD helikopterinin, Ada’ya yakıt ikmali için geldiği ve eğitim faaliyeti sürdürürken Greco Burnu’nun güneyinde kaybolduğu iddia edilmişti.

Genellikle “batmaz uçak gemisi” olarak tanımlanan Kıbrıs, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ardından ABD ve bazı Batılı ülkelerin özel operasyon ekipleri için bir merkez haline dönüştü.

ABD’nin Gazze sahillerine inşa ettiği yüzer iskele de Gazze’ye insani yardım aktarma yeri olarak ilan edilmesinin ardından ABD donanma gemilerinin Ada’daki limanlara ziyaretlerini artırmasına sebep olmuştu.

ALMANYA VE HOLLANDA ÖZEL KUVVET GÖNDERDİ

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını gerekçe gösteren Almanya, vatandaşlarının bölgeden güvenli tahliyesi gerekçesiyle geçen yılın ekim ayında hazırda bekleyecek özel kuvvetler timini Ada’ya gönderdi.

Rum resmi haber ajansı, bu timin rehine kurtarma ve anti terör operasyonlarında uzman olduğunu yazdı.

Aynı dönemde Hollanda da Ada’da hazırda beklemek üzere özel tim askerleri gönderdi. Hollanda ayrıca Güney Kıbrıs ile 2024-2025 dönemini kapsayan savunma işbirliği programı da imzaladı.

GÜNEY KIBRIS, FRANSA’YA OPERASYON HAKKI TANIDI

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında daha önceden imzalanan ve detayları nisanda açıklanan askeri işbirliği anlaşmasında, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ın kontrol ettiği bölgelerde vatandaşlarını bölge ülkelerinden tahliye etmek amaçlı operasyonlar yapabileceği belirtildi.

Phileleftheros gazetesi, bu askeri anlaşmayı “Kıbrıs, Orta Doğu krizinde Fransız üssü olarak kullanılacak” başlığıyla okuyucularına duyurdu.

Fransız savaş gemileri Ada’daki limanları sıklıkla ziyaret ederken, Paris ile Güney Lefkoşa arasında Fransa’ya güneyde bir deniz üssü tahsis edilmesi konusundaki görüşmeler zaman zaman basına yansıyor.

Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de İsrail’e destek veren tutumu ve Rum kesiminin Batılı ülkelerin asker toplama merkezi haline dönmesi “Doğu Akdeniz’de istikrara tehdit” olarak nitelendiriliyor.

“GÜNEY KIBRIS, İNGİLTERE’YE KARŞI ÇIKMALI”

Rum kesimindeki aşırı solcu Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) Basın Sözcüsü Yorgos Kukumas, Aralık 2023’te İsrail’e destek için İngiliz üslerinin harekatlarda “sıçrama tahtası” olarak kullanılamayacağını ve gündeme gelen sorular hakkında halka cevap verilmesi gerektiğini belirtti.

Kukumas, “İsrail tarafından Filistinlilere karşı sürdürülen savaşta Güney Kıbrıs’ın sunduğu örtülü diplomatik desteğe” şimdi de İngiliz üslerinin kullanılması konusundaki suskunluğun eklendiğini kaydetti.

Kukumas, “İsrail’in Gazze’de işlemeye devam ettiği savaş suçlarını kolaylaştırmak için adamızın ve sömürge dönemi kalıntısı İngiliz üslerinin kullanılamayacağını AKEL her istikamete ilan etmektedir. Yanı başımızda çocuklara ve sivillere karşı sürdürülen katliama Kıbrıs halkının ezici çoğunluğu karşıdır. Hristodulidis hükümetini Kıbrıs halkını dinlemeye çağırıyoruz. Gazze’de kan dökülmesine hiçbir biçimde dahil olmamalıyız. İşlenmeye devam eden bu suça ortak olmamalıyız.” diye konuştu.

20 Haziran 2024’teki açıklamasında da Kukumas, Gazze’deki savaşın özellikle Orta Doğu’da daha büyük bir yangının çıkması ihtimaliyle tüm devletler ve halklar için büyük endişelere ve tehlikelere yol açtığını kaydederek, “Filistinlilere soykırım teşkil eden İsrail’in Gazze’deki savaşına Kıbrıs’ın hiçbir biçimde dahil olmaması ve BM’nin de ortaya koyduğu tezlerle aynı safta yer alıp savaşa karşı çıkarak, soykırımı açıkça kınaması gerektiğini AKEL daha ilk andan itibaren net bir biçimde savundu ve savunmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Kukumas, “İngiliz üslerinin statüsü, Kuruluş Antlaşması ile belirlenmiş olsa da bu üslerin İngiliz Milletler Topluluğu üyeleri dışındaki üçüncü ülkeler tarafından kullanılması için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin onayının gerektiğini bir kez daha de hatırlatırız. Kıbrıs herhangi bir yabancı gücün saldırıları için kullandığı bir sıçrama tahtası değil, barış köprüsü olmalıdır. Hem doğru olan hem de halkımızın ve ülkemizin çıkarına olan budur.” şeklinde konuştu.

“GÜNEY KIBRIS, DOĞU AKDENİZ’LE İLGİLİ ANLAŞMALARI SOYKIRIMI DESTEKLEMEK İÇİN KULLANILIYOR”

Güney Kıbrıs’ta yürütülen “United for Palestine” başlıklı kampanyanın üyesi Athina Kariati de AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İngiliz üslerinin kapanması gerektiğini ve var olmaları için bir neden göremediklerini vurguladı.

Kariati, Güney Kıbrıs’ın birkaç Avrupa ülkesi ve İsrail ile Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama konusunda anlaşma yaptığını anımsatarak, bu anlaşmaların Güney Kıbrıs’ın “güvenliği adına” yapıldığını ancak bunun bulunan doğal gaz için ülkelerin çıkarlarının korunması amacıyla söylenen “büyük bir yalan” olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kariati, bu anlaşmaların bugün Filistin’de “soykırımı desteklemek için kullanıldığına” dikkati çekti.

Continue Reading

GÜNDEM

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ne biz sevdik ne de Kıbrıslı Türkler

Published

on

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis “yeni bir yaklaşım ve Kıbrıs sorununun jeopolitik boyutunun daha çok öne çıkarılmasıyla kabul edilebilir bir çözüm bulunabileceğini, bunun ‘anahtarının’ da diyaloğun yeniden başlaması olduğunu” söyledi.

Hristodulidis III. Makarios’a yönelik Yunan darbesinin ve Barış Harekatı’nın 50’nci yıl dönümü vesilesiyle haftalık Kathimerini’ye verdiği özel söyleşide “1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ne biz sevdik ne de Kıbrıslı Türkler” vurgusunu yaptı. “Bugün oldubittilerin çok daha zor olduğu, müzakere masasına yeni konular geldiği ve mevcut durumun Kıbrıs sorununun çözümü olarak görülemeyeceği” görüşünü ortaya koydu.

“Geçen zamanın daha çok oldubitti yarattığını ve çözümün Rumlar tarafından kabul edilme olasılığını azalttığını” söyleyen Hristodulidis “inanıyorum ki yeni bir yaklaşımla ve Kıbrıs’ın jeopolitik boyutunun daha çok öne çıkarılmasıyla herkes tarafından kabul edilecek bir çözüme varabiliriz. ‘Anahtar’ diyaloğun yeniden başlamasıdır.” dedi.

Hristodulidis Türk-Yunan ilişkilerinin iyileşmesini olumlu bulduğunu belirterek bunun, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına yardımcı olabileceğine inandığını söyledi “Ancak vurgulamam gerekir ki,  Kıbrıs sorunu çözülmeden tam normalleşme olamaz.” dedi.

Güney Kıbrıs’ta “çözüm anahtarı Ankara’dadır” dediklerini ve bunun “doğru olduğunu” savunan Hristodulidis “Ankara bizimle doğrudan görüşmeyi reddediyor ancak Türkiye ile Yunanistan arasında diyalog ve ilerleme olması kaçınılmaz olarak Kıbrıs sorununa da yardımcı olur.” ifadesini kullandı.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı III. Makarios’tan söz ederken “gerçekten yanlışlar yapıldı” diyen Hristodulidis “O zamanki liderliğin en büyük yanlışının net hedef ve yönelişe sahip olmaması” olduğuna inandığını söyledi. “Enosis’ten başladık, bağımsızlığa geçtik, sonra Enosis için çalıştık ve ardından arzu ettiğimizi yani bağımsızlığı istedik. Kıbrıs’ta federal bir yapıyı tartıştık ve bugün bu çözüm şeklini tartışıyoruz.” diye ekledi. Türkiye’nin, liderinin kim olduğundan bağımsız net hedefleri olduğuna dikkat çeken Hristodulidis “dahası geçmişte (1974 sonrasında) Atina ve Lefkoşa arasında gerekli samimiyet yoktu.” dedi, şunları ekledi:

“Atina ve Lefkoşa’nın görüşlerinin örtüştüğü ve ortak yaklaşım içerisinde olduklarıyla ilgili açıklamalar daha çok iletişim amaçlıydı.  Ancak bugün Yunanistan Başbakanı ile aramda tam bir samimiyet var. Farklı yaklaşımlarımız, yahut farklı okuduğumuz konular var ancak samimiyetle görüşüyor olmamız günün sonunda ortak yaklaşıma varmamıza yardımcı oluyor.”

Kayıp fırsatlar sorulduğunda “kaybedilen en büyük fırsat Kıbrıs Cumhuriyeti’ydi. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’ni ne biz sevdik ne de Kıbrıslı Türkler.” vurgusunu yapan Hristodulidis devamla şunları söyledi:

“Kayıp fırsatlardan söz etmek için bir çözüm planını öteki tarafın kabul etmesi, Kıbrıs tarafının da reddetmesi gerekir. Bu şekildeki tek plan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye üyeliğinden önce prosedürün tamamlanmasına odaklanan uluslararası unsurun başarısız bir çabası olduğunu düşündüğüm Annan Planı’dır. Her şey, bir hafta sonra AB üyesi olacak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin asgari endişeleri dikkate alınmadan yapıldı.”

Hristodulidis eski Yunan Cumhurbaşkanı Konstantinos Karamanlis’in Barış Harekatı’nı engelleyemeyeceği görüşünü ortaya koydu ve “çabaların, merkezi hükümette ne kadar çok yetki olursa anlaşmazlık ihtimallerinin o kadar çok olacağı yönetim biçiminden daha çok toprak iadesi üzerinde yoğunlaşması gerektiği, bunun daha fazla göçmenin evine dönmesine yol açacağı” fikrinin kanıtlandığı görüşünü ortaya koydu.

Güney Kıbrıs’ın istikametinin AB’ye üye olduğu 2004’ten beridir Batı, bu yönelişin Güney KIbrıs’ın çıkarlarına daha çok hizmet ettiğini söyleyen Hristodulidis ABD ile ilişkilerin mümkün olan en üst seviyede olduğuna işaret etti. Hristodulidis “2024’te önemli açıklamalar yapıldı ve kısa süre önce ülkelerimiz arasında stratejik diyaloğu kurumsallaştırdık. Kıbrıs Cumhuriyeti ABD ile bu düzeyde ilişkisi olup NATO üyesi olmayan az sayıdaki ülkeden biridir. 2025’te Amerikan-Kıbrıs ilişkileriyle ilgili daha çok olumlu açıklama yapılacak.” dedi.

Hristodulidis ABD ile “savunma teçhizatı” alımının görüşülüp görüşülmediği sorusuna “Evet, Amerikan askeri teçhizatı satın almayı isteriz. Şu anda görüştüğümüz meselelerden biri budur ve silah ambargosunun kaldırılması kararının uzatılma periyodunun 1 yıldan 5 yıla çıkarılması konusunun Amerikan Kongresi’nin önünde olmasından mutluyum. Bu, teçhizat alımı gibi ciddi konularda gerekli bir şeydir.” ifadesini kullandı.

Continue Reading

ÖNE ÇIKAN

Kıbrıs'ta doğru yorum, doğru haber