Connect with us

GÜNDEM

Uğraşımız, KKTC’nin her alanda güçlenmesidir

Published

on

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) zirvesi için Azerbaycan’a gitmek üzere Ercan Havalimanı’ndan ayrıldı. Tatar’la birlikte Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da Azerbaycan’a gidiyor. 

Cumhurbaşkanı Tatar, Azerbaycan’dan hareketinden önce Ercan Havalimanı’nda düzenlediği basın toplantısında, “Biz hep birlikte daha güçlüyüz, aile ile buluşmaya gidiyoruz” dedi. 

Tatar, “TDT gözlemci üyeliğinin daha ileriye götürülmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak öncelikli hedefimizdir” ifadesini de kullandı. 

Ercan Havalimanı’ndaki basın toplantısında Cumhurbaşkanı Tatar’a, Meclis Başkanı Zorlu Töre, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu eşlik etti. 

Cumhurbaşkanı Tatar, zirveye, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in davetiyle katılacağını belirterek, zirvenin önemine vurgu yaptı. 

Tatar, Türk Devletleri Teşkilatı’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verdiği destekten dolayı teşekkür ederek, KKTC’nin ilk kez uluslararası bir organizasyona Anayasal adıyla kabul edildiğini vurguladı. 

Bunun iki devlet siyasetinin desteklenmesi açısından önemli olduğunu ifade eden Tatar, devletin de her organizasyonda her kademesiyle temsil edildiğini söyledi. 

Tatar, şunları kaydetti: 

“Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in davetiyle, Azerbaycan’ın Şuşa kentinde 5-6 Temmuz 2024 tarihinde düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi’ne katılmak üzere başkanlığımda KKTC heyeti olarak biraz sonra yola çıkıyoruz. 

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in ev sahipliğinde düzenlenecek olan ‘Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi, Ulaştırma Bağlantısı ve İklim Hareketi ile Sürdürülebilir Bir Gelecek İnşa Etmek’ temalı Zirve, kilit konular ve teşkilatın gündemi toplanacaktır. 

Zirvede liderler önemli kararların alınması, çeşitli TDT projeleriyle ilgili belgeleri sonuçlandırılması ve onaylamaların yapılması öngörülmektedir. Zirvenin sonunda Devlet Başkanlarının, diğer bazı önemli belgelerin yanı sıra Karabağ Deklarasyonu’nu da imzalaması beklenmektedir.

Bilindiği üzere KKTC, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi ‘nin11 Kasım 2022 günü Özbekistan’ın Semerkant kentinde gerçekleştirdikleri 9. Zirve toplantısında, Türk Devletleri Teşkilatı’na oy birliği ile Gözlemci Üye olarak kabul etmiştir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üyeliğe kabul edilmesinde kendilerine en büyük desteği veren TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e Türk Devletleri Teşkilatı üyesi diğer kardeş ülke devlet başkanlarına, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekretaryasına ve emeği geçen herkese bir kere daha teşekkür ettiğini söyledi. 

2009’da Nahçivan Antlaşması ile kurulan TDT’de11 Kasım 2022 itibarıyla üye devletler olarak Azerbaycan, Türkiye, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan, gözlemci üye devletler olarak ise Türkmenistan, Macaristan ve KKTC’nin yer aldığına işaret eden Tatar, “KKTC ilk kez, anayasal ismi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adıyla uluslararası bir organizasyona alınmıştır. Yaşanan bu tarihi gelişme sürdürülmekte olan iki devletli siyasi mücadelemizi destekler nitelikte olup, bu anlamda son derece büyük bir önem taşımaktadır.” dedi.

Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olmalarının ardından KKTC’nin bakanlıklarının, diğer tüm kurum ve kuruluşlarının Türk Devletleri Teşkilatı’nın düzenlediği organizasyonlara davet edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, böylece aile üyeleriyle çok önemli iş birliği yapma imkanları bulduklarını anlattı.

Tatar, öncelikle Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e, “bugüne kadar Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verdiği büyük destek ve Şuşa Zirvesi’ne kendilerini davet etmesinden dolayı” özel olarak teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası ve Doğu Akdeniz’deki Türk varlığının serdar bekçisi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, tüm kurum ve kuruluşları ile Türk Devletleri Teşkilatı’nın faaliyet gösterdiği her alanda yer almak ve ilişkileri geliştirmek arzusunda olduğunu vurguladı.

-“Gözlemci üyeliğin ileri götürülmesi öncelikli hedefimiz”

“TDT gözlemci üyeliğinin daha ileriye götürülmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak öncelikli hedefimizdir” diyen Tatar, Kıbrıs’ta iki halkın uzlaşı, barış ve huzur içerisinde yaşayabilmesi için egemen eşitlik ve uluslararası eşit statünün çok önemli olduğunu söyledi.

Tatar, Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik 50 yılı aşkın bir süredir devam eden müzakere sürecinin, neden başarıya ulaşmadığının herkesçe bilindiğini kaydederek şöyle devam etti:

“Rumlar, kendilerini adanın tek sahibi olarak gören, Kıbrıs Türklerini yok sayan zihniyetten bir türlü kurtulamadı.

Türkiye ile tam bir fikir ve eylem birlikteliği içerisinde, egemen eşit iki devletin iş birliğini öngören yeni anlayışın daha da kök salması için yürütülen siyasetimiz artarak devam etmektedir. 

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözümün önünü açacaktır.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Önemli bir ziyaret hayırlara vesile olsun” ifadesini kullanarak, Kıbrıs Türk halkının halkı mücadelesinde TDT’nin yanlarında yer almasının, KKTC’nin güçlenmesi gelişmesi kalkınması ve haksız izolasyon ve engellerin kaldırılması açısından da önemli olduğunu söyledi. 

“Kıbrıs konusunda ortak zemin var mı yok mu” çalışmaları sürerken, mülkiyet konusundaki girişimleri samimiyetsizlik olarak niteleyen Tatar, Taşınmaz Mal Komisyonu’nda (TMK) sorunlara her türlü çözüm bulunduğunu, konuyu şahıslara indirmenin yanlış olduğunu kaydetti. 

“Uğraşımız, KKTC’nin her alanda güçlenmesidir” diyen Tatar, halkın müreffeh yarınları yakalaması için mücadelenin devam ettiğini, TDT’nin desteğinin de bu aşamada önemli olduğunu belirtti. 

Tatar, “Biz Türk birliğinin doğal üyeleriyiz, hep birlikte daha güçlüyüz. Aile ile buluşmaya gidiyoruz” dedi. 

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNDEM

FETÖ 15 Temmuz’da başarılı olsa, Türkiye Kıbrıs’tan çekilirdi

Published

on

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, “FETÖ 15 Temmuz’da başarılı olsa ve ülke yönetimini ele geçirse, ‘Garantörlük artık çağ dışı Kıbrıs’tan çekilelim’ derlerdi” ifadelerini kullandı.

Feyzioğlu, BRT’de yayınlanan Manşet+ programında 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü kapsamında açıklamalarda bulundu.

“FETÖ 15 Temmuz’da başarılı olsa, ülke yönetimini ele geçirebilseler, önce Türkiye’de, sonra Kuzey Kıbrıs’ta ne olurdu?” sorusuna yanıt arayan Feyzioğlu, “Türkiye’de PKK ile barış görüşmeleri başlardı, Kıbrıs’tan ise çekilirlerdi” dedi.

Feyzioğlu, “Derlerdi ki, tırnak içinde Kıbrıs’ın kuzeyinde bizim ne işimiz var? Çekilelim buradan. Artık bu devirde garantörlüklere ihtiyaç mı kaldı? Garantörlükler çağ dışıdır. Yine tırnak içinde söylüyorum, Kıbrıs Cumhuriyeti zaten AB içindedir, daha büyük garanti yok derlerdi. Ama hangi AB? Gazze’de katliam hız kesmeden sürerken kılını kıpırdatmayan AB’den söz ediyoruz” şeklinde konuştu.

Feyzioğlu, şöyle devam etti:

“Hangi AB’den söz ediyoruz? Kıbrıslı Türkler 1963 – 1974 yılları arasında soykırıma uğrarken, bugünkü üyeleri kılını kıpırdatmamış bir yapıdan söz ediyorum. O devletler, o gün de vardı. Evet, AB yoktu ama o devlet vardı.”

Feyzioğlu, “Daha sonra asimilasyon süreçleri yaşanacaktı, Kıbrıslı Türkler 8 – 10 yıl içinde azınlıktan asimile olacaklardı, bu yapıyı kuracaklardı” dedi.

Feyzioğlu, “5’inci kol faaliyetlerini biliyorsunuz… Ben yıllarca FETÖ odaklarının hedefinde oldum ve bunu madalya gibi taşıdım. Şimdi yapacağım açıklamalar da onlar tarafından çarpıtılabilir. Bu yayını da çarpıtabilirler.” dedi.

Kaynak: “FETÖ 15 Temmuz’da başarılı olsa, Türkiye Kıbrıs’tan çekilirdi”

Continue Reading

GÜNDEM

BM’de ara bölgede çatışma endişesi

Published

on

BM yetkilileri Associated Press’e yaptıkları açıklamada, Ara Bölge’nin askerileştirilmesi ve her iki taraftan silah transferine ilişkin endişelerini dile getirerek, önlem alınmaması halinde adadaki dondurulmuş çatışmanın yeniden alevlenebileceğini belirttiler.

Açıklamada “silah transferi, başkentin ortaçağdan kalma merkezinden geçen 180 kilometrelik (120 mil) ara bölge boyunca  Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında son zamanlarda yaşanan bir dizi gerilimin sadece görünen yüzüdür” ifadeleri kullanıldı.

Genel kurmay eski Başkanı Albay Ben Ramsey “UNFICYP olarak bilinen Kıbrıs’taki BM Barış Gücü, karargâh mevzilerine makineli tüfekler ve roketler gibi büyük kalibreli silahların konuşlandırıldığını, yüzlerce yeni savaş mevzisinin inşa edildiğini ve topçu ve füze hedef sistemlerine potansiyel olarak yardımcı olabilecek kızılötesi özelliğe sahip düzinelerce yüksek teknoloji ürünü kameranın yerleştirildiğini gördü” dedi.

Associated Press’in haberinde belirtildiği üzere, bu tür eylemler ara bölgenin ihlali olarak değerlendiriliyor ve çok sık gerçekleşiyor.

Albay Ramsey Associated Press’e, erişilmesi zor güvenlik bölgesindeki terk edilmiş ev ve işyerlerini gezerken “Kimse dinlemiyor, yanlış hesap an meselesidir” dedi.

Continue Reading

GÜNDEM

İsrail’e istihbarat desteği

Published

on

İngiltere ve ABD’nin, İsrail’e destek için Güney Kıbrıs’taki İngiliz üslerini kullanarak hem Ada’da askeri yığınak yaptığı hem de Tel Aviv yönetimine silah ve istihbarat desteği sağladığı ileri sürülüyor.

“Batı’nın İsrail’e Silah Desteği” başlıklı dosya haberin sekizinci bölümünde AA muhabiri, Rum basınından ve yetkililerden alınan bilgiyi derledi.

İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılar ve Lübnan’a yönelik olası askeri harekatı öncesinde Rum kesiminde Batılı ülkelerin askeri lojistik bağlamındaki hareketliliğinde ciddi artışlar gözlendi.

Askeri ve istihbarat kurumlarının çalışmalarına ilişkin araştırma haberleri yapan İngiliz Declassified UK’nin internet sitesinde yer alan habere göre, İngiltere askeri kargo uçaklarının İsrail’e Ekim 2023’ten bu yana yaptığı 60’tan fazla uçuşun çoğunluğu, Limasol kenti yakınlarında “egemen üs” statüsünde bulunan Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü’nden gerçekleşti.

İngiltere’nin Trodos Dağı, Akrotiri ve Agios Nikolaos’taki tesislerden doğrudan veya ABD aracılığı ile dolaylı olarak İsrail’e istihbarat desteği sağladığı yönündeki iddiaları İngiltere Savunma Bakanlığı sürekli yalanlıyor.

İngiltere’nin geçen yıl askeri üslerindeki lojman sayısını tesislerin modernizasyonu çerçevesinde artırmasının, 7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’ye saldırılarına destek için Ada’ya konuşlandırılacak ek özel birlik personeli için yapıldığı ileri sürüldü.

Nisanda İran’ın İsrail’e yaptığı misilleme saldırılarında İngiliz egemen üslerinden kalkan Birleşik Krallık Hava Kuvvetlerine bağlı uçaklar, İran’ın füze ve dronlarını havada vurma misyonu üstlendi.

İngiliz üslerinin İsrail’e askeri destek için kullanılması zaman zaman Ada’da protestolara da neden oluyor. Filistinlilere destek veren aktivistler, üslerin önünde gösteriler düzenleyerek İngiltere’nin İsrail’e verdiği askeri desteğe dikkat çekiyor.

ABD’NİN GÜNEY KIBRIS’TAKİ ASKERİ VARLIĞI ARTIYOR

ABD’nin bölgedeki bazı operasyonlar için İngiltere’nin üslerini kullandığı da iddialar arasında yer alıyor. Declassified, ABD Savunma Bakanlığının Orta Doğu’daki barış koruma faaliyetlerine destekleri gözlemleme amacıyla 1974’ten bu yana Ada’da mevcudiyetinin bulunduğunu belirtti.

ABD’nin Ekim 2023’te İsrail’in Gazze’ye saldırısının hemen ardından İngiliz üslerine büyük miktarda teçhizat ve silah sevkiyatı yaptığı, sadece 1 ay içinde 20 kargo uçağının Ada’ya indiği bilgisi İsrail basınında yer aldı.

Rum ve İngiliz basınında yer alan iddialara göre, ABD’nin istihbarat amaçlı uçuşları da Akrotiri’den yapılıyor. Bu haberlerde, Orta Doğu’daki operasyonlara hazırlık için 129 Amerikalı havacının bulunduğu Akrotiri’de ABD’nin casus uçuşlar yapan keşif filosunun da kalıcı olarak konuşlandığı ileri sürülüyor.

ABD Hava Kuvvetlerinin Ada’daki İngiliz topraklarında varlığını artırması ve bunun kamuoyundan gizli tutulmaya çalışılması da gündemde olan bir diğer konu.

Mart 2019’da hazırlanan ABD Hava Kuvvetleri belgesine göre, 2018’de Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait Akrotiri’de ABD’nin 87 havacısı bulunuyordu ve bu sayının 6 yıl içinde yüzde 48 artırılması planlanıyordu. Artan temel ihtiyaçların karşılanması için kurulacak tesislerin maliyetinin de 27 milyon dolar olduğu tahmin ediliyordu.

Öte yandan, ABD’nin İsrail’e İngiliz üslerini kullanarak Avrupa’dan silah gönderdiğine dair iddialar olsa da ABD Savunma Bakanlığı bu konuda detay vermeyi reddediyor.

Sızdırılan belgelere göre de ABD, Akrotiri üzerinden Gazze’de gözetleme görevleri yapıyor ve İsrail ile istihbarat paylaşımında bulunuyor. CIA gibi diğer istihbarat ajanslarının Akrotiri’yi casusluk için kullandığı öne sürülüyor.

New York Times, 2 Kasım 2023’te ABD’nin Gazze Şeridi üzerinde gözetleme amaçlı insansız hava aracı kullandığını haberleştirdi. Bu durum ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri tarafından da onaylandı. Bu araçların kalkış noktasının Akrotiri olduğu tahmin ediliyor.

Geçen şubat ayında ABD Deniz Kuvvetlerine bağlı “donanma kaplanları” adlı özel kuvvet askerleri, Limasol kenti açıklarında Rumlar ile ortak tatbikat gerçekleştirdi.

13 Kasım 2023’te içinde 5 özel kuvvet askeri ile düşen ABD helikopterinin, Ada’ya yakıt ikmali için geldiği ve eğitim faaliyeti sürdürürken Greco Burnu’nun güneyinde kaybolduğu iddia edilmişti.

Genellikle “batmaz uçak gemisi” olarak tanımlanan Kıbrıs, İsrail’in Gazze’ye saldırılarının ardından ABD ve bazı Batılı ülkelerin özel operasyon ekipleri için bir merkez haline dönüştü.

ABD’nin Gazze sahillerine inşa ettiği yüzer iskele de Gazze’ye insani yardım aktarma yeri olarak ilan edilmesinin ardından ABD donanma gemilerinin Ada’daki limanlara ziyaretlerini artırmasına sebep olmuştu.

ALMANYA VE HOLLANDA ÖZEL KUVVET GÖNDERDİ

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını gerekçe gösteren Almanya, vatandaşlarının bölgeden güvenli tahliyesi gerekçesiyle geçen yılın ekim ayında hazırda bekleyecek özel kuvvetler timini Ada’ya gönderdi.

Rum resmi haber ajansı, bu timin rehine kurtarma ve anti terör operasyonlarında uzman olduğunu yazdı.

Aynı dönemde Hollanda da Ada’da hazırda beklemek üzere özel tim askerleri gönderdi. Hollanda ayrıca Güney Kıbrıs ile 2024-2025 dönemini kapsayan savunma işbirliği programı da imzaladı.

GÜNEY KIBRIS, FRANSA’YA OPERASYON HAKKI TANIDI

Güney Kıbrıs ile Fransa arasında daha önceden imzalanan ve detayları nisanda açıklanan askeri işbirliği anlaşmasında, Fransa’nın Güney Kıbrıs’ın kontrol ettiği bölgelerde vatandaşlarını bölge ülkelerinden tahliye etmek amaçlı operasyonlar yapabileceği belirtildi.

Phileleftheros gazetesi, bu askeri anlaşmayı “Kıbrıs, Orta Doğu krizinde Fransız üssü olarak kullanılacak” başlığıyla okuyucularına duyurdu.

Fransız savaş gemileri Ada’daki limanları sıklıkla ziyaret ederken, Paris ile Güney Lefkoşa arasında Fransa’ya güneyde bir deniz üssü tahsis edilmesi konusundaki görüşmeler zaman zaman basına yansıyor.

Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’de İsrail’e destek veren tutumu ve Rum kesiminin Batılı ülkelerin asker toplama merkezi haline dönmesi “Doğu Akdeniz’de istikrara tehdit” olarak nitelendiriliyor.

“GÜNEY KIBRIS, İNGİLTERE’YE KARŞI ÇIKMALI”

Rum kesimindeki aşırı solcu Emekçi Halkın İlerici Partisi (AKEL) Basın Sözcüsü Yorgos Kukumas, Aralık 2023’te İsrail’e destek için İngiliz üslerinin harekatlarda “sıçrama tahtası” olarak kullanılamayacağını ve gündeme gelen sorular hakkında halka cevap verilmesi gerektiğini belirtti.

Kukumas, “İsrail tarafından Filistinlilere karşı sürdürülen savaşta Güney Kıbrıs’ın sunduğu örtülü diplomatik desteğe” şimdi de İngiliz üslerinin kullanılması konusundaki suskunluğun eklendiğini kaydetti.

Kukumas, “İsrail’in Gazze’de işlemeye devam ettiği savaş suçlarını kolaylaştırmak için adamızın ve sömürge dönemi kalıntısı İngiliz üslerinin kullanılamayacağını AKEL her istikamete ilan etmektedir. Yanı başımızda çocuklara ve sivillere karşı sürdürülen katliama Kıbrıs halkının ezici çoğunluğu karşıdır. Hristodulidis hükümetini Kıbrıs halkını dinlemeye çağırıyoruz. Gazze’de kan dökülmesine hiçbir biçimde dahil olmamalıyız. İşlenmeye devam eden bu suça ortak olmamalıyız.” diye konuştu.

20 Haziran 2024’teki açıklamasında da Kukumas, Gazze’deki savaşın özellikle Orta Doğu’da daha büyük bir yangının çıkması ihtimaliyle tüm devletler ve halklar için büyük endişelere ve tehlikelere yol açtığını kaydederek, “Filistinlilere soykırım teşkil eden İsrail’in Gazze’deki savaşına Kıbrıs’ın hiçbir biçimde dahil olmaması ve BM’nin de ortaya koyduğu tezlerle aynı safta yer alıp savaşa karşı çıkarak, soykırımı açıkça kınaması gerektiğini AKEL daha ilk andan itibaren net bir biçimde savundu ve savunmaya devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Kukumas, “İngiliz üslerinin statüsü, Kuruluş Antlaşması ile belirlenmiş olsa da bu üslerin İngiliz Milletler Topluluğu üyeleri dışındaki üçüncü ülkeler tarafından kullanılması için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin onayının gerektiğini bir kez daha de hatırlatırız. Kıbrıs herhangi bir yabancı gücün saldırıları için kullandığı bir sıçrama tahtası değil, barış köprüsü olmalıdır. Hem doğru olan hem de halkımızın ve ülkemizin çıkarına olan budur.” şeklinde konuştu.

“GÜNEY KIBRIS, DOĞU AKDENİZ’LE İLGİLİ ANLAŞMALARI SOYKIRIMI DESTEKLEMEK İÇİN KULLANILIYOR”

Güney Kıbrıs’ta yürütülen “United for Palestine” başlıklı kampanyanın üyesi Athina Kariati de AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, İngiliz üslerinin kapanması gerektiğini ve var olmaları için bir neden göremediklerini vurguladı.

Kariati, Güney Kıbrıs’ın birkaç Avrupa ülkesi ve İsrail ile Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama konusunda anlaşma yaptığını anımsatarak, bu anlaşmaların Güney Kıbrıs’ın “güvenliği adına” yapıldığını ancak bunun bulunan doğal gaz için ülkelerin çıkarlarının korunması amacıyla söylenen “büyük bir yalan” olduğunu vurguladı.

Ayrıca Kariati, bu anlaşmaların bugün Filistin’de “soykırımı desteklemek için kullanıldığına” dikkati çekti.

Continue Reading

ÖNE ÇIKAN

Kıbrıs'ta doğru yorum, doğru haber