Connect with us

Business

Güney Kıbrıs’tan daha pahalı bir hale geliyoruz

Published

on

Otelciler Birliği Başkanı Çağıner, Kuzey Kıbrıs’ın artık pahalı bir destinasyon haline geldiğini belirterek, bunun bir an önce değişmesi gerektiğini söyledi. Çağıner, bir de öneride bulundu.

Rekabet edemiyoruz… Yüksek ulaşım ve girdi maliyetlerinin, ülkeyi rekabet edebilir bir destinasyon olmaktan çıkardığını ifade eden Başkan Çağıner, “Rekabette olduğumuz Güney Kıbrıs ve Avrupa ülkelerinden daha pahalı bir hale geliyoruz. Turistler de doğal olarak gelmek istemiyorlar. Küçük otellerin ana piyasası olan İngiltere ve Avrupalı turist sayısında ciddi bir düşüş yaşanıyor.” diye konuştu.

Maliyetler düşürülmeli… “Turist sayısını artırmak için girdi maliyetlerinin astronomik artışının önüne geçmemiz gerekiyor ki satılabilir paket fiyatlar oluşturabilelim.” diyen Çağıner, kötü senaryolarla karşılaşmamak için acilen ekonomi yönetimi yapılması gerektiğini ifade etti. Çağıner, “2025 için girdi maliyetleri ucuzlatılmalı, pazarlamaya, ulaşıma teşvik ve destek verilmesi gerekmektedir.” dedi.

Pazarlama ve reklam… Turizm fonunda biriken paraların turizm amaçlı kullanılmasını sağlamak gerektiğinin altını çizen KITOB Başkanı Çağıner, “Ulaşım ucuzlamalı, ulaşım ucuzlatılırken destinasyonun bilinirliğinin artırılması, farklı turizm segmentlerinin doğru bir şekilde hedef destinasyonlarda reklamlarının yapılarak, pazarlaması ile birlikte tanıtılması gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.

Taha Can GÜRLEK

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KITOB) Başkanı Dimağ Çağıner, ülke ekonomisinin eylül-ekim aylarının başlangıcıyla birlikte hızla küçülmeye ve daralmaya gideceğini belirterek, acil önlem alınması gerektiğini vurguladı.

Turistlerin yurt dışından getirdiği dövizlerin, ülke piyasasının temelini oluşturduğunu söyleyen Çağıner, Dolar ve Euro’nun Türk Lirası karşısında değer kazanması ve Türk Lirası’ndaki enflasyon artışları nedeniyle Avrupa’dan gelen turistlere TL maliyetlerini Euro’ya çevirdiklerinde belirlenen fiyatların çok yüksek kaldığını belirtti.

Avrupa’daki enflasyon oranının yüzde 3 ila 5 arasında olduğunu, ancak döviz bazlı maliyetlerin yüzde 30’un üzerinde arttığını ifade eden Çağıner, bu durumun, otellerin maliyetlerini karşılamak için yüksek fiyatlar koymak zorunda bırakıldığını ve bu fiyatların turistlerin paket turlarla gelmesini zorlaştırdığını dile getirdi. Çağıner sözlerine şöyle devam etti:

“Bu fiyatları koymak zorunda kalıyoruz; aksi takdirde otellerimizi işletemeyebiliriz. Bu fiyatları yansıttığımız zaman turistlerin paket fiyatlarla gelmesi mümkün olmuyor. Sadece otellerin maliyetlerinin artması değil, piyasadaki fiyatların da artması, esnafın fiyatlarını artırması ülkeyi pahalı bir konuma getiriyor.”

“Güney Kıbrıs’tan daha pahalı bir hale geliyoruz!”

Başkan Çağıner, sadece otel maliyetlerinin değil, piyasadaki genel fiyat artışlarının da ülkeyi pahalı bir konuma getirdiğini belirtti.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve diğer Avrupa ülkeleriyle rekabet edemediklerini söyleyen Çağıner, turistlerin pahalı destinasyonları tercih etmediğini vurguladı. Yüksek ulaşım ve girdi maliyetlerinin, ülkeyi rekabet edebilir bir destinasyonolmaktan çıkardığını ifade eden Çağıner, “Rekabette olduğumuz ülkeler, özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve başta İspanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerinden daha pahalı bir hale geliyoruz. Turistler de doğal olarak böyle pahalı bir destinasyona gelmek istemiyorlar. Ulaşım masrafları ve girdi maliyetleri çok yüksek, bir de otellerin girdi maliyetleri ile ülkedeki restoranlara kadar her yere bu fiyat artışları yansıdığında rekabet edebilir bir destinasyon olmaktan çıkıyoruz.” sözlerine yer verdi.

“Ülkenin genel olarak ucuzlaması gerekiyor”

Küçük otellerin daha ucuz ve hesaplı fiyatlar vermesi gerektiğini belirten Çağıner, bu otellerin ana piyasası olan İngiltere ve Avrupa’dan gelen turist sayısında ciddi bir düşüş yaşandığını söyledi.

Büyük otellerin TL maliyetlerini yansıtabilme avantajına sahip olduğunu, ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle büyük otellerde bile temmuz-ağustos döneminde doluluk oranlarında yüzde 20 ila 25 arasında bir düşüş gözlemlendiğini belirten Çağıner, küçük otellerin ise ya açılmadığını ya da lojman veya yurda dönmek zorunda kaldığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Turist sayısını artırmak için girdi maliyetlerinin astronomik artışının önüne geçmemiz gerekiyor ki satılabilir paket fiyatlar oluşturabilelim. Bu sadece otelcilik sektörü için değil, ülkenin genel olarak ucuzlaması gerekiyor. İnanılmaz derecede hızlı bir enflasyon artışı ile karşı karşıyayız ve maliyet artışlarından dolayı bu durum küçük otelleri daha fazla etkiliyor. Küçük ölçekli otellerin fiyatlarının daha ucuz ve hesaplı olması gerekiyor. Onlar ucuz fiyat veremedikleri zaman tercih edilmiyorlar. Küçük otellerin ana piyasası İngiltere ve Avrupa, ama bu piyasalarda da ciddi bir düşüş var. Büyük otellerin avantajı ise maliyetlerini TL olarak yansıtabilmeleri, ama diğer otellerin standart Türkiye’nin de içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan dolayı insanların satın alma gücü düştüğü için büyük otellerde de geçen seneye göre en yüksek sezon olan temmuz-ağustos döneminde doluluklarda yüzde 20 ila 25 arasında bir düşüş gözlemleniyor. Bu oran küçük otellerde çok daha fazla. Zaten birçok küçük otel ya açılmamıştır ya da lojmana veya yurda dönmek zorunda kalmıştır. Dolayısıyla sadece 2025 yılı için değil, uzun vadede de turizm piyasasında büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyayız.”

“Eylül-ekim aylarında küçülme yaşanacak”

Ülkemizde yaşanan enflasyonun çözümünün topyekûn bir mücadele ile mümkün olabileceğini belirten Çağıner, başka türlü fiyatlarının ucuzlamasının mümkün olmadığını vurguladı. “Fiyat artışları enflasyonun sonucunda devam ettiği sürece yüksek öğretimde sorun var, turizm gelirlerinde düşüş var, bunun yanında gayrimenkul sektörü de ortada. Buna ekonomik olarak “mükemmel fırtına” adını verdim çünkü normal şartlarda kriz yaşadığımız dönemlerde genelde bir veya maksimum iki sektör aynı anda etkileniyordu, ama lokomotif sektörler olan yüksek öğretim, gayrimenkul ve turizm sektörü farklı farklı nedenlerle aynı anda sıkıntılar yaşıyor. Bu nedenle ülke ekonomisi eylül-ekim aylarının başlangıcıyla birlikte hızlı bir şekilde küçülmeye ve daralmaya gidecektir. Bu da istihdam oranlarına yansır ve piyasada büyük bir dağılma söz konusu olur. Şu anda konuştuğumuz konu sadece turizm değil, bütün sektörleri ilgilendirmektedir ve kış aylarının başlamasıyla büyük bir ekonomik çöküntüyle karşı karşıya kalacağız.”

“2025 yılı için girdi maliyetlerini ucuzlatmamız lazım”

Çağıner, ülke ekonomisinin Maliye Bakanlığı üzerinden yönetildiğini, ancak ekonomik yönetimin devreye girmesi gerektiğini belirtti.

Ekonomiyi yönetmek için doğru turizm ve yüksek öğretim politikalarının belirlenmesi gerektiğini söyleyen  Çağıner, maliye dengelerine göre vergi artırma çabalarının sektörel ihtiyaçları karşılamadığını vurguladı.

Ekim ayında çok daha kötü senaryolarla karşılaşmamak için acilen ekonomi yönetimi yapılması gerektiğini ifade eden Çağıner, “2025 yılı için girdi maliyetlerini ucuzlatmamız lazım. İkincisi de pazarlama ve ulaşıma teşvik ve destek verilmesi gerekmektedir. Pazarlama bütçelerinin ivedi bir şekilde artırılması ve ulaşım maliyetlerinin aşağı çekilmesi birinci sırada olmalıdır. Ne kadar çok reklama bütçe ayırıp reklam yapsanız da, ulaşımı sağlasanız da bu maliyetlerle bu fiyat politikası ile turistlerin Kuzey Kıbrıs’a gelmesi için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Şu anda Güney Kıbrıs’tan çok daha pahalı bir turistik destinasyon haline geldik. Ülke ekonomisi Maliye Bakanlığı üzerinden yönetilmektedir. Maliye bir ülkenin muhasebesini tutar. Gelir ve giderler arasındaki dengeyi sağlayıp nakit akışını yöneten yerdir. Tahsilatını yapıp vergisini alır, mükellefiyeti olan işleri öder. Bir ülkede ekonomiyi yönetmek için önce ekonominin tanımını yapmamız lazım. Bu ülke ekonomisi nereden büyüyecektir? Örneğin turizm. O zaman turizm politikalarına ağırlık vermek gerekir. Örneğin yüksek öğretim ise buna göre ekonomiyi şekillendirerek, sektörlerin ihtiyaçlarını karşılamalısınız ki doğru bir mali politika yapabilesiniz. Ama biz öyle yapmıyoruz, maliyedeki gelir gider dengesine göre vergi artırmaya çalışıyoruz. Diğer taraftan sektörlerin ihtiyaç duyduğu reformları yapmıyoruz. Ekonomi yönetimi devreye girmediği sürece sadece maliye ile ekonomiyi yönetmeye çalıştığımız sürece ekim ayında muhtemelen çok daha kötü senaryolarla karşı karşıya kalacağız. O nedenle önce bir ekonomi yönetimini yapmamız gerekiyor. Şu anda Kıbrıs’ın ekonomisi yönetilmiyor, sadece maliyesi yönetiliyor.” dedi.

“Turizm fonuturizm amaçlı kullanılmalı”

Başkan Çağıner, turizm fonunda biriken paraların turizm amaçlı kullanılmasını ve ulaşımın ucuzlatılması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı:

“Turizm fonunda biriken paraların turizm amaçlı kullanılmasını sağlamak gerekiyor. Burada da ulaşımın bir şekilde ucuzlatılması gerekiyor. Diğer taraftan da bu ulaşım ucuzlatılırken destinasyonun bilinirliğinin artırılması, farklı turizm segmentlerinin doğru bir şekilde hedef destinasyonlarda reklamlarının yapılarak, pazarlaması ile birlikte tanıtılması gerekiyor.”

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Business

RUM MEDYASI: ”LÜBNAN ANLAŞMASI İLE MAVİ VATAN CİDDİ ŞEKİLDE ETKİLENİYOR.”

Published

on

Lübnan’ın yaklaşık 20 yıl sonra Rumlarla Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırması anlaşması imzalaması güney Kıbrıs’ta manşetlerde.

Continue Reading

Business

”YAŞASIN KIBRIS YAŞASIN LÜBNAN…”

Published

on

Rumlar ile Lübnan arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalandı.

Continue Reading

Business

Kuzey Kıbrıs Turkcell’den Çalışanlarına Akademik Destek

Published

on

Kuzey Kıbrıs Turkcell, çalışanlarının akademik hedeflerine ulaşmalarını desteklemek amacıyla DAÜ ile önemli bir iş birliğine imza attı.

İnsan odaklı kurum kültürüyle öne çıkan Kuzey Kıbrıs Turkcell, çalışanlarının gelişimine verdiği değeri yeni bir eğitim iş birliğiyle taçlandırdı. Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ile yapılan protokol kapsamında, şirket bünyesinde görev yapan çalışanlara yüksek lisans ve doktora programlarında burs sağlanacak.

Bu girişimle Kuzey Kıbrıs Turkcell, çalışanlarının akademik yolculuklarını teşvik etmeyi ve bilgi ile yetkinliklerini artırmaları için katkı sunmayı hedefliyor. Kurum içi gelişim olanaklarının sürekli artırıldığı bir ortamda, eğitim destekleri uzun vadeli başarı vizyonunun önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdürü Murat Küçüközdemir, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Bizim için çalışanlarımız sadece görev tanımlarıyla sınırlı kişiler değil, gelişimleriyle kurumu büyüten değerlerdir. Akademik anlamda kendilerini ilerletmek isteyen arkadaşlarımızın yanında olmak, onların yolculuklarına katkı sunmak bizler için bir sorumluluk. Eğitimle güçlenen bir ekip hem bireysel hem kurumsal başarıya ilham verir.”

Kuzey Kıbrıs Turkcell, çalışanlarının her alanda gelişimini destekleyen projelerle yoluna devam ederken; bilgiye, öğrenmeye ve ilerlemeye yatırım yapmayı sürdürüyor.

Continue Reading

ÖNE ÇIKAN

Kıbrıs'ta doğru yorum, doğru haber