Çözüm için; sorumluluk ve ciddiyet

Çözüm için; sorumluluk ve ciddiyet

Asım Akansoy YENİDÜZEN
“Biz, Kıbrıs Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyeti olarak çözümden yanayız. Ama siyasi eşitliği ve de aynı şekilde Kıbrıs Türk halkının tüm haklarını etkin katılım dahil, koruyan bir çözüm varsa biz buna varız. Yok efendim, ‘Sıfır garanti, sıfır güvenlik’. Ne dedik bunun için? ‘Rüya bile olamaz, hayal bile olamaz. Eğer böyle bir rüya gören varsa bundan vazgeçsin’. Böyle bir şey olmayacak. Neymiş efendim, modası geçmiş. Neyin modası geçmiş? Türkiye Cumhuriyeti olmasaydı Kıbrıs Türk halkının haklarını bu hidrokarbon zenginlikleri konusunda yiyip gidecektiniz. Her zamankinden daha fazla Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine ve garantörlüğüne ihtiyaç vardır. Etrafta sorun çok. Bu tarafta veya o tarafta kim bunun modasının geçtiğini söylüyorsa, özellikle Kuzey’de biri söylüyorsa bilin ki gaflet ve ihanet içindedir. Maalesef böyle tipleri de görmekten üzüntü duyuyoruz.”

TC Dışişleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu’nun Erenköy’de yaptığı konuşmadaki “gaflet ve ihanet” söylemi, nereden bakarsak bakalım kabul edilebilir değildir. Bu tür bir linç, nefret ve ötekileştirme söylemi, Denktaş döneminde muhaliflere karşı oldukça yaygın bir şekilde kullanıldı. Toplumsal belleğimizde, aşırı milliyetçi çizginin kendinden olmayanı yok etme adına yaygın olarak kullandığı bu üslubun izleri mevcuttur.

Kurumsal anlamda varolan her türlü sorunumuza rağmen, Kıbrıs Türk demokrasi kültürü, bu tür bir söylemi reddedecek bünyeye sahiptir. Bu anlamda bu söyleme karşı gösterilen tepkiler anlaşılırdır. Ne yazık ki, bu söylem ile, haklı olabilecek diğer tüm argümanlar ise bir anda önemsizleşmiştir. Bunun “ama”lı bir boyutu, bu aşamada yoktur.

***

Ancak konu sadece bu da değil !

TC Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler ve Denizcilik-Havacılık-Hudut Genel Müdürü Büyükelçi Çağatay Erciyes Sayın Çavuşoğlu’nun ,Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı ile düzenlediği ortak basın açıklamasında vurguladığı bir konunun altını ayrıca çizme ihtiyacı duydu ve sosyal medya hesabından, ‘Sn. Bakanımızın “Rum tarafı iktidar ve refahı siyasi eşitlik temelinde paylaşmak istemiyorsa, o zaman siyasi eşitlik temelinde bir ortaklık değil egemen eşitlik temelinde bir ortaklık kurulur’’ ifadesi çok önemlidir.’ mesajını paylaştı.

“Egemen eşitlik” vurgusu ayrılıkçılıktır, statükonun aynen devamıdır, KKTC’nin tanıtılması hayalidir. Sayın Çavuşoğlu, bu çökmüş siyaseti yeniden öne çıkarma gayreti içerisinde midir ? Onyıllar önce çözümsüzlük çözümdür siyasetinin mimarlarının, egemen eşitliği dilinden düşürmeyen ve bizi dünyadan izole eden söyleminin peşinden koşarak mı “statükoyu yıkan”, “yeni siyaset” yapılmaya çalışılıyor ?

***

Sayın Talat, Denktaş dönemine geri dönüldü derken haksız mıdır? Asla değildir.

***

Birleşik Federal Kıbrıs’ın elbette yeni bir güvenlik rejimine ihtiyacı vardır. Bu rejim kurgulanırken Türkiye’nin ciddi sorumluluğu, görevi ve rolü olacaktır. Kıbrıslı Türklerin bu noktada bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. 1960 Garanti sisteminin devamı ile bir çözüme ulaşmak imkansızdır. Nasıl ki, etkin katılımı içeren bir siyasi eşitlik anlayışı olmazsa olmazımızdır, yeni güvenlik rejimi bağlamı da aynı çerçevede ele alınmalıdır; sorumlulukla ve ciddiyetle. Mesele zaten bu noktada kilitlenmektedir.

***

Türkiye’ye değer vermek, bölgedeki gücünü önemsemek, gözetmek ve birlikte çalışmak başkadır; çözümü engelleyecek anlamsızlaşmış 60 garanti sisteminin sözcüsü olmaksa bambaşka. Siyaset de burada başlar, gerçekleşmeyecek arzuların peşinde koşarak değil.