Cumhurbaşkanı değişiyor mu?

Cumhurbaşkanı değişiyor mu?

BİRİKİM ÖZGÜR-HABERKIBRIS

Cumhurbaşkanlığı seçimine daha 13-14 ay var.

Henüz adaylar belli değil.

Ancak sağda solda isimler konuşuluyor.

Cumhurbaşkanı Akıncı Temmuz ayında istişarelerini tamamlayıp adaylığını seçimden dokuz ay önce ilan etmişti.

Aday olmayı aklından geçirenler için ölçüp tartma, istişarelerde bulunma dönemindeyiz.

En geç Eylül-Ekim gibi adaylar netleşecek.

Geçtiğimiz hafta Haber Kıbrıs 2’inci Siyasi Yönelimler Araştırması açıklandı.

Ocak ayında yürütülen bu çalışma henüz hiçbir adayın “kazanma şansı yüksek” tespitine mazhar olmadığını gösteriyor.

Olası adayların cumhurbaşkanlığı görevini ne derece layıkıyla yürütebileceğine ilişkin algı puanlamasında 10 üzerinden beş puanı aşabilen yok.

Adayların netleşmediği koşullarda bu normal…

Birtakım isimlerin bu görevi ne derece layıkıyla yürütebileceği sorulmuş.

Her bir isim için “iyi yürütebilir”, “yürütebilir”, “kararsızım”, “yürütemez”, “kesinlikle yürütemez” yanıtlarının ortalamasına bakılmış.

10 üzerinden hesaplanan puanlara göre Ersin Tatar 4,1; Tufan Erhürman ve Kudret Özersay 3,7; mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 2,9 ve Sibel Siber 2,3 ortalama puana erişmiş.

Bu puanlar her bir isim için aday olup olmama konusunda karar verirken veya istişareleri sırasında yararlanabilecekleri birer veri olmaktan öteye bu aşamada çok bir anlam ifade etmiyor.

Aktif siyasi görev yürütenler böylesi puanlamalarda avantajlı sayılabilir.

Ancak örneğin Sayın Akıncı’nın hiçbir aktif siyasi görev yürütmezken aday olup ipi göğüslemeyi başardığı da unutulmamalı.

Yani bu puanlamalar seçim sonucu tahminleri için gösterge kabul edilmemeli.

Siyasette bir gün bile çok uzun bir süre.

Mesela en yüksek puana erişen isim, “Cumhurbaşkanlığında gözüm yok” diyor.

Bu tavır stratejik de olabilir gerçek de.

Bunu zaman gösterecek.

Kıbrıs sorununda da iç siyasette de önümüzdeki süreçte yeni unsurlar devreye girecek.

Örneğin geçtiğimiz hafta içinde Türkiye ile imzalanacak protokole ilişkin önemli toplantılar gerçekleştirildi.

Protokol yakında imzalanacak.

Mevcut hükümet bunu bir beyaz sayfaya dönüştürebilir.

Ve ülkedeki kaos ortamını tersyüz edebilir.

Nisan ayına kadar sosyal diyalog ortamı yaratıp toplumun önünü açacak önemli icraatlara imza atabilir.

Böylesi bir durumda Ersin Tatar aday olsa da Cumhurbaşkanlığı onun için çantada keklik olmaz.

Kamuoyuna yansıyan ya da yansıtılan birtakım uyum sorunlarını hükümet aşamazsa büyük ihtimalle Ersin Tatar Başbakan olacak.

O zaman da gerçekten Cumhurbaşkanlığına aday olmayı tercih etmeyebilir.

Her iki durumda da UBP ileri gelenlerinin gizli ya da açık tutumu seçimin kaderinde etkili olacak.

Bir önceki seçimi Sayın Akıncı kazanmamıştı, Sayın Eroğlu kaybetmişti.

CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığı görevini layıkıyla yürütebileceğini düşünen ciddi bir kesim var.

“İyi yürütebilir” ve “yürütebilir” diyenlerin oranı toplamda yüzde 31,8.

Bu oran mevcut Cumhurbaşkanı Akıncı için yüzde 19,5.

İkisi de çözüm yanlısı.

Sayın Akıncı’nın söylemleri çözümü tek çare gören kesimlere hitap ediyor.

Bu durum kamikaze tarzı propagandada üstün meziyetlere sahip gözü kara bir ekibe sahip olmak anlamına geliyor.

Sayın Erhürman ise sürece ne gibi somut müdahalelerde bulunulursa çözüm ihtimalinin artabileceğini topluma anlatmaya çalışırken “yürürken sakız çiğnemeyi becermeliyiz” demekten de geri durmuyor.

Eğer bu iki isim aday olursa ikisinden birinin ikinci tur vizesi alma olasılığı yüksek.

Kudret Özersay için “iyi yürütebilir” ve “yürütebilir” diyenlerin oranı toplamda 27,6.

Partisiz aday olarak katıldığı bir önceki seçimde yüzde 21,3 gibi çok yüksek bir orana ulaşmıştı.

O’nun çıkışı CTP adayı Sibel Siber’in ikinci tura kalamamasında önemli bir etkendi.

Oy verme davranışının temel dinamiği değişim ihtiyacı olan seçmenler iktidardaki bir partinin adayına mesafeli durarak alternatif yeni bir isme yani Özersay’a yönelmişti.

Aradan geçen sürede Sibel Siber siyasete mesafe koyarken Kudret Özersay parti kurup genel seçimlere katıldı ve hükümette görev aldı.

Bu yönüyle roller şimdi değişmiş oldu.

Elektrik faturaları yüksek diye çatacak yer arayan geniş halk kitleleri karşılarında kurulu düzeninin avukatlığına soyunan HP’lileri bulunca adeta isyanları oynuyor.

Neticede aday olup olmayacakları da ikinci tura kalıp kalamayacakları da UBP ve CTP’nin aday belirleme süreçlerine ve adayları etrafında kenetlenip kenetlenemeyeceklerine bağlı.

Zira henüz adayların belirlenmediği koşullarda olası adaylara ilişkin puanlamada partililik önemli rol oynuyor.

“İyi yürütebilir” ve “yürütebilir” yanıtlarının toplamına bakıldığında en büyük iki partinin başkanlarının en yüksek oranlara erişmesi son derece doğal.

İki turlu seçimlerin birinci turunda ilk iki sıraya yerleşecek adayları sadece o adaylara yönelen seçmenler belirlemiyor, diğer adayların gücü ve etkisi de belirleyici olabiliyor.

Örneğin araştırmadaki puanı düşük görünse de Denktaş isminin hiç de yabana atılmaması gerekiyor.

Serdar Denktaş aday olmayı düşündüğünü açıklayan ilk siyasetçi olmuştu.

Şimdiki sessizliği ellerinin armut topladığı şeklinde değerlendirilmemeli.

Benzer şekilde YDP’nin göstereceği adayın performansı da ikinci tura kalacak adayların kimler olacağı üzerinde etkili olabilir.

“Zamanın ruhu” çok derin bir kavram olmakla birlikte henüz bugünlerde bizim için tarifini yapmak çok da kolay değil.

Sessiz çoğunluk kurulu düzenden memnun değil.

“Cumhurbaşkanlığı icraat makamı değildir” denilse de değişim liderliği ihtiyacı ayyuka çıkmış durumda.

Havada değişim kokusu var.

Birtakım entrikalarla zemin kazanmaya çalışacak adayların aksine yeni bir düzen vaadini en somut ve en gerçekçi temelde topluma anlatmayı başaracak adaylar bu süreçte bir adım öne çıkacaktır.