‘Eski Başbakan mesleğine dönüyor’

‘Eski Başbakan mesleğine dönüyor’

12 Eylül döneminin zorlu günleriydi. Sivil siyasetin ve özgür düşüncenin cendere içine alındığı bu günlerde, Ecevit bir dergi çıkardı. New York Times, 22 Ocak 1981 tarihli nüshasında haberi “Türkiye’nin eski başbakanı gazetecilik mesleğine dönüyor” başlığıyla verdi.

New York Times’ın, 22 Ocak 1981 tarihli nüshasında Türkiye’den bir haber yer alıyordu. “Türkiye’nin eski başbakanı gazetecilik mesleğine dönüyor” başlıklı haberde, eski Başbakan Bülent Ecevit’in Arayış adında Time benzeri haftalık bir dergi çıkaracağı bilgisi veriliyordu. 12 Eylül döneminin zorlu günleriydi. Sivil siyasetin ve özgür düşüncenin cendere içine alındığı bu günlerde, Ecevit bir dergi çıkardı. 21 Şubat 1981’de yayın hayatına atılan Arayış Dergisi, 2 Mart 1982 tarihinde askeri yönetim tarafından kapatılacaktı. Derginin kısa süren serüvenini anlayabilmek için filmi geriye sarıp Ecevit’in siyasi hayatına göz atmak gerekiyor.

Çalışma Bakanı oldu

Ecevit, 1950’li yılların başında Ulus Gazetesi’nde sanat yazıları yazmaya başladı. Askerliğini Ankara Yedek subay Okulu Tank Bölüğü’nde yaptı. 1953 yılında CHP üyesi oldu, gençlik kolları yönetimi içinde yer aldı. En yakın dostlarından biri de Erdal İnönü’ydü. 1957’de erken seçim kararı alınınca Ecevit de, ABD’deki eğitimini keserek Ankara’ya döndü. Seçimlerden sonra CHP’nin 173 milletvekilinden biri Ecevit’ti. 1959’daki CHP kurultayında, Parti Meclisi üyeliğine seçildi. Siyasette yükselme dönemi başlamıştı. 27 Mayıs darbesinin ardından Kurucu Meclis üyeliğine getirildi. 1961 seçimlerinde sonra oluşan üç hükümette de, Çalışma Bakanı olarak görev yaptı. Bakanlığı sırasında hem kendi siyasi hayatında hem de Türkiye’nin toplumsal hayatında derin izler bırakan iki yasanın çıkmasında baş aktör oldu. Sanayici ile işçilerin uzlaşmasını hedefleyen Ecevit’in girişimiyle; Sendikalar Kanunu ve Grev, Lokavt ve Toplu Sözleşme kanunu çıktı.

CHP genel başkanı seçildi

Siyasetteki yükselişi, ağır fakat istikrarlı bir biçimde sürüyordu. 1966 yılındaki CHP kurultayında, CHP genel sekreteri seçildi. Yani, İnönü’den sonra CHP’nin ikinci adamı olmuştu. “Ortanın solu” düşüncesi, partide giderek hâkim oldu. 12 Mart 1971’deki muhtıra olayında, İnönü ile ters düştü ve genel sekreterlikten istifa etti. 6 Mayıs 1972’deki kurultayda, PM çekişmesini kaybeden İnönü, istifa ederek, Yalova’ya dinlenmeye gitti. 14 Mayıs’ta yeniden toplanan kurultayda, Ecevit, 913 delegenin 826’sının oyunu alarak, CHP Genel Başkanı oldu. Atatürk ve İnönü gibi tarihi kişiliklerin ardından CHP’nin üçüncü genel başkanıydı.

Karaoğlan efsanesi doğdu

1973’teki genel seçim öncesinde, meydanlarda “Karaoğlan efsanesi” doğmuştu. Ecevit’in seçim otobüsündeki daimi kişilerden biri de hep yanında olan eşi Rahşan Ecevit idi. Seçimden Ecevit’in CHP’si birinci parti olarak çıktı. Ancak, tek başına hükümet kurmaya milletvekili sayısı yetmediği için tek seçenek koalisyondu. Süleyman Demirel ile Ecevit’in tarihi rekabeti başladığı için geriye Necmettin Erbakan’ın MSP’si kalıyordu. CHP – MSP hükümeti, 1974 affı sırasında çok erken bir çatlama içine girdi. Bu sırada, Kıbrıs çıkartması gerçekleşti ve Ecevit “Kıbrıs Fatihi” unvanını aldı halktan. Ecevit, bu rüzgârla seçime girmek istedi. Ancak, Meclis’ten seçim kararı çıkmayınca Birinci Milliyetçi Cephe Hükümeti kuruldu.

‘Eski Başbakan mesleğine dönüyor’

Suikast uyarısı

1977 seçimleri öncesinde Başbakan Demirel, Ecevit’e bir yazı gönderdi: Ecevit’e Taksim mitinginde suikast yapılacaktı. Ecevit, buna rağmen mitinge katıldı. Seçim gezilerinde de saldırıya uğramıştı ancak yılmamıştı. Seçim, CHP’nin yüzde 41.4’lük tarihi galibiyetiyle sonuçlandı. Ancak, Ecevit’in Azınlık Hükümeti güvenoyu alamadı. 11 Aralık 1977’de Güneş Motel’de 11 milletvekili ile yaptığı pazarlığın ardından CHP Hükümeti’ni kurdu.

Yazarak mücadele etti

12 Eylül 1980’de Demirel’in azınlık hükümetinin görevde olduğu bir dönemde, askerler yönetime el koydu. Türkiye’de yeni bir dönem açılıyordu. Ecevit, bir süre Hamzakoy’da tutuklu kaldı. 30 Ekim 1980’de CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. 12 Eylül’e karşı Arayış dergisi ile mücadele verdi. Yasaklı olduğu için CHP’lilerden gelen “dışarıdan gölge lider” tekliflerini reddetti. Eski Başbakan, askeri yönetime karşı siyasi mücadelesini yazı yazarak, düşünce üreterek vermeyi tercih etti. Arayış Dergisi, böyle bir arayışın ürünü olarak Türk yayın ve siyasi hayatında yerini alacaktı. Ecevit, siyasetçi olduğu kadar aynı zamanda kendisini bir gazeteci olarak da görüyordu. 12 Mart döneminde CHP Genel Sekreterliği görevinden istifa ettikten sonra da Özgür İnsan adlı bir dergi çıkarmıştı. 12 Eylül yönetiminin siyasetin üstünde kurduğu baskıya karşı yazı yoluyla direnecekti.

Önce yazıları yasaklandı

Arayış’ın ilk sayısı, 21 Şubat 1981 tarihinde yayınlandı. Künyede derginin yayın danışmanı Bülent Ecevit, sorumlu yazı işleri müdürü ise Necdet Onur olarak gösterildi. Dizgi ve baskı yeri ise Milliyet Gazetecilik tesisleriydi. 5. sayıda künyede önemli bir değişiklik yapıldı ve imtiyaz sahibi Ecevit’in Özel Kalem Müdürü Mehmet Erdül oldu. Yazı İşleri Müdürlüğü’ne ise Osman Nahit Duru getirildi. Ecevit, dergideki başyazılarında Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili görüşlerini kaleme alıyordu. Ancak derginin 15. sayısından itibaren Ecevit’in yazıları askeri yönetim tarafından yasaklandı. Dergide, bu yasak şöyle duyuruldu:

“Milli Güvenlik Konseyince Bülent Ecevit’in Arayış’daki yazılarını ve görevini sürdürmesi yasaklanmış olmaktadır. Bu nedenle dergimizin Yayın Danışmanlığından ve Başyazarlığından ayrılmak zorunda kalan Bülent Ecevit, ‘Arayış’a ilgileriyle destek olan okurlarımıza ve kalemleriyle, düşünceleriyle, emekleriyle katkıda bulunanlara şükranlarını sunarak veda etmektedir.” 54 sayı yayınlanan dergi, 2 Mart 1982’de zorunlu olarak yayınına son verdi.

Mavi zeminde beyaz güvercin

Ecevit, yayına başlanmasının ardından dergiye destek sağlayan kişilere üzerinde teşekkür metni bulunan kartlar göndermişti.

Bu teşekkür metni, açık mavi zemin üzerinde beyaz bir güvercin bulunan karta yazılmıştı. Bu beyaz güvercin daha sonra kurulacak olan DSP’nin amblemi olacaktı. DSP, 1985’de siyaset sahnesine çıktı. Partinin genel başkanı da eşi Rahşan Ecevit oldu. 6 Eylül 1987’de diğer liderler gibi Ecevit’in de referandum sonucu siyasi yasağı kalktı. Ve ardından DSP’nin başına geçti.

General Muğlalı ceza aldı

Genelkurmay Askeri Mahkemesi, 2 Mart 1950’de Van’ın Özalp ilçesinde hayvan kaçakçılığı yapan 33 kişiyi sorgulamadan kurşuna dizdirmek suçundan yargılanan emekli Orgeneral Mustafa Muğlalı’ya 20 yıl hapis cezası verdi.

Aslında cezaya konu olan olay, 1943 yılında yaşanmıştı. İkinci Dünya Savaşı’nın zorlu günleriydi. Türkiye’nin İran sınırında ise kaçakçılık temel bir ekonomik faaliyete dönüşmüştü. Aşiretlerle, sınırdaki asker arasında sık sık çatışmalar yaşanıyordu. Milan aşiretinin bir bölümü İran’da, bir bölümü Türkiye’de yaşıyordu. 1943 yılının Temmuz ayında bu aşiretin, büyük bir hayvan sürüsünü çalarak İran’a kaçırdığı ihbarı jandarmaya yapıldı. Jandarma, kaçakçıları yakalayamadı. Aşiretin Van Özalp’teki 40 üyesi, gözaltına alındı. Mahkeme, 5 kişiyi tutuklayarak diğer köylüleri serbest bıraktı. Özalp’a gelen 3. Ordu Komutanı Orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle 33 köylü askere teslim edildi. Köylüler, bir iddiaya göre sınırda kurşuna dizildi. Hazırlanan tutanakta ise kaçmaya çalışırken iki ateş arasında kalarak vuruldukları iddiası yer aldı.

Ahmet Arif şiirini yazdı

Ahmet Arif’in “33 Kurşun” şiirinin temasını oluşturan bu trajedinin üstü kapıtıldı. DP’nin muhalefet partisi olarak Meclis’e girmesinden sonra konu TBMM gündemine taşındı. TBMM Başkanlığı’na verilen soru önergesinin kabul edilmesi üzerine olayla ilgili asker ve sivil yöneticiler hakkında soruşturma açıldı. Bütün sanıkların Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılandığı davada kurşuna dizme emrini kendisinin verdiğini söyleyen Muğlalı, 2 Mart 1950’de ölüm, ardından da hafifletici nedenlerle 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karar Askeri Yargıtay tarafından bozuldu. Muğlalı, yeniden yargılama başlamadan 11 Aralık 1951’de hayatını kaybetti.

‘Eski Başbakan mesleğine dönüyor’

Cezasını tam çekmedi

2 Mart 1985’te Orly katliamı davasında, karar açıklandı. Terör örgütü ASALA üyesi Varujan Garbisyan müebbet, Soner Nayır 15, Ohannes Semerciyan 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 15 Temmuz 1983 yılında Fransa’nın Orly Havaalanı’nda ikisi Türk, dördü Fransız, biri Amerikalı ve biri İsveçli olmak üzere 8 kişinin ölümüne ve onlarca kişinin yaralanmasına yol açan bombalı saldırının sanıklarına verilen bu cezalarla ASALA ilk defa ağır bir cezaya çarptırılmış oldu. Çanta içine eklenmiş bomba havalimanının kalabalık güney garında yerleşen THY’nin bürosunda patlamıştı. Garbisyan, kendisinin ASALA örgütünün Fransız bölümünün başkanı olduğunu söylemiş ve bombayı Orly Havalimanı’na yerleştirdiğini itiraf etmişti. Saldırıdan önce havalimanına gelen terörist, yolcuların birine valizlerinin fazla olduğunu söylemiş ve yolcuya 65 dolar vererek çantasını bagaj kontrolünden geçirmesini istemişti. Bomba, Paris’ten İstanbul’a hareket edecek uçağın havada bulunduğu sırada patlayacak şekilde ayarlanmıştı. Bomba, zamanından önce havaalanında patlamıştı.

Garbisyan serbest bırakıldı

Ancak müebbet hapis cezası almasına rağmen 2001 yılında, Fransa’da cezaevinde bulunan Garbisyan’ın, iyi hali görüldüğü için Fransız mevzuatı uyarınca serbest bırakıldığı açıklandı. Yaklaşık 17 yıl cezaevinde kaldıktan sonra salıverilen Garbisyan, Erivan’a gönderildi.