Gazeteci’den ‘infaz’ yazısı

Gazeteci’den ‘infaz’ yazısı

Serhat İncirli-Kıbrıs Postası

Bugün Pazar…

Hava güneşli ya da kapalı fark etmez…

Av da henüz başlamamış…

Yani yapacak bir şey yoksa diyordum; şöyle bir Beşparmaklar, ya da Trodos’a gitmek fena olmaz…

Toz bulutu dağıldı mı?

Dağıldıysa, oksijen de bol!

Para harcamanıza gerek yok canım!

Evden, ekmek, hellim, çakıstes, sandviç falan doldurun bir çantaya!

Ufak da bir piknik buzlucuğu!

İçinde bir kaç soğuk içecek ve su!

Ohhhh, gel keyfim gel!

-*-*-

Sahi maçlarımız var!

15.30 Lefkoşa’da, GG – Yenicami maçı bence izlenir…

-*-*-

Yani böyle relaks ve de döviz kurlarından uzak, borçlardan ırak bir tatil gününde, aile içi iğrenç ilişkilerden mi bahsedelim?

-*-*-

Türkiye’de ensest ilişki oranının yüzde 40 olduğu açıklanmıştı…

Bir araştırma sonucu veriyordu bunu…

Bu bir kültür mü?

-*-*-

Hatırlayın, bir yakışıklı aktör, kardeşinin kızıyla ilişkideydi falan…

Ve o günlerde de hala da, aynı şeyler yazılıyor…

Mesela Hürriyet’ten Melis Alphan, “… ülkemizde ensest, ‘kutsal aile’ mitini korumak için toplumsal bir konsensüs içinde çok sıklıkla görmezden geliniyor” diye yazıyor…

Yine Aplhan’a göre, “… Ensest mağduru çocukların hayatları boyunca bu istismarın etkisinden kurtulamadıklarını, bitmeyen bir travma yaşadıklarını herhalde söylemeye gerek yok”…

-*-*-

Gerçekten bu nasıl bir “ruh” halidir!

Nasıl oluyor veya olabiliyor da bir kişi, kendi çocuğuna bunu yapabiliyor?

-*-*-

Bir gün bir polisle sohbet etmiştim.

Şimdilerde emekli.

Rütbeli.

Çok rütbeliydi…

Bana demişti ki, “… çok az da olsa ülkemizde (Kıbrıs’ta) ensest vardır”…

Tüylerim diken diken olmuştu…

-*-*-

Peki başka kültürler ne diyor bu duruma?

Mesela Avrupa?

Afrika?

Amerika?

Ne türdendir oralardaki durum?

Şöyle bir bakın sağınıza solunuza ve de bilgisayarınıza; Amerika da Avrupa da Türkiye’den veya bizden geri kalır değildir!

-*-*-

Brookside adlı ünlü İngiliz dizisiydi, aylarca, iki kardeş arasındaki ilişkiyi izlemiştik İngiltere’de!

Nat ve Georgia adlı “tam kardeş” erkek ve kadın aşk yaşıyordu…

-*-*-

İngiliz gazetelerini karıştırın, Avrupa’ya bakın, gördüklerinize, şahit olduklarınıza, okuduklarınıza inanamayacaksınız!

-*-*-

KKTC’de mi?

Melis Alphan’ın yazısında bahsetti, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, “kutsal aile miti” bizde de var!

Peki, kutsal ailemiz var da peki “ensest” yok mu?

-*-*-

Yanıtlıyorum; “vardır!”…

Peki, Avrupa’da veya ülkemizde “normal” mi karşılanıyor?

Asla!

Gerek Avrupa’da, gerekse “yüzde 40” oranında gerçekleştiği söylenen Türkiye’de bu tür ilişkilere “illlak” çekiliyor!

Yani iğrenç!

-*-*-

Avrupa’da, üç yaşındayken evlatlık verilen, 23 yaşında ailesini bulan ve öz kız kardeşi ile ilişkiye başlayıp dört de çocuk yapan bir adamın meşhur davası var!

Adam Alman!

İki yıl hapis cezası alıyor!

Bu ilişkiden dolayı!

Bir yıl yatıyor, çıkıyor ve meseleyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyor.

Patrick Stübing adlı bu Alman, ülkesini dava ediyor!

Ve diyor ki, “Almanya, Article 8’i ihlal etti!”…

İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesi…

-*-*-

İnsan Hakları Sözleşmesi’nnde Madde 8, “Özel ve aile hayatına saygı hakkı”nı düzenler… Buna göre;

Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin
önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”

-*-*-

Stübing, “özel ve aile hayatıma devlet müdahale etti” der…

Almanya ise “…ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması…” için ceza verdiğini savunur.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, “yedi yargıca bir yargıçlık oylamayla, Almanya’yı haklı bulur…

-*-*-

Stübing davası kapandı…

Unutuldu ama emsaldir…

Yani, “…ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması…” adına, “ensest aşk”, “özel ve aile hayatına saygı” kapsamında değildir…

Aşk olduğu varsayılsa da, özel hayata aile içi hayatın gizliliğine saygı arzulansa da, yani Brookside dizisindeki Nat ve Georgia gibi bir durum söz konusu olsa da, toplumun ahlakı açısından, aile içi ilişki “yasal” anlamda da kabul görmüyor…

-*-*-

Ülkemize geri dönelim…

Yasal durumu bir yana; ki yasaktır; ortada bir zorlama; bir “insanlık dışı” hatta açıkça yazayım, “hayvansal içgüdü” söz konusudur.

Bu bir “hayvanlık”tır!

İnsan olmama halidir!

İnsanlıktan çıkmış olma durumudur!

-*-*-

Sakın kimse üzerine almasın ama bazı uysal köpeklerin bile tepki verdiği bazı “tip”lere hepimiz rastlıyoruz!

Köpeklerin duygularını bilecek bir bilimsel veri yoktur ama tahminim, o köpeğin bir şeyler hissediyor olmasıdır!

Bence, kopek, “hayvani saldırganlık” hissediyor!

-*-*-

Evet, meseleyi “cezalandırmaya” getireceğim…

-*-*-

Daha önce de çok yazdım.

Çok tepki de almışımdır.

İdam cezasına karşıyım…

“suçun ortadan kaldırılmasını ceza kanunlarının şiddetinden beklemek deliliktir. bu sadece suçluyu ortadan kaldırır” sözüne yürekten inanıyorum…

-*-*-

Savaşı anlarım…

Terörü de onaylamasam bile, bir noktaya kadar anlayışlıyım…

Trafik kazasını affedebilirim…

Soygunu, dolandırıcılığı falan da.

Hepsine “hapis” cezası verilmesine fitim…

-*-*-

İki kardeş arasında, “bilerek ve isteyerek”, Brookside dizisindeki Nat ve Georgia gibi durumlarda, ıslahı kabul edebilirim… Kesinlikle Stübing davasında, Almanya’nın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarından yanayım…

-*-*-

Ammmmaaaaa; çocuğuna cinsel istismarda bulunan anne ve / veya baba olduğunda; çocuklarına cinsel istismarda bulunduktan sonra onlara kıyan anne ve / veya baba varsa; o zaman kanun – yasa – mahkeme kararı tanımam…

O kişinin ıslahına inanmam!

Çocuk parçalayan “pitbull” cinsi köpekler uyutuluyor, bilelim…

Şeyh Nazım’ın dediği gibi, “insan şeklinde yaratılmış o hayvanın”, uyutulmasından yanayım…

Efendim “annenin ne kabahati var?” demeyin!

Korkuyor, utanıyor her neyse sebebi, gözlerini kapatıyor!

O da uyutulmalı…

-*-*-

Ve bir Pazar gününüzün mahvolmasına hiç sebep olmak istemezdim ama; tekrar ediyorum; öz kızına, öz oğluna veya her hangi bir masum çocuğa cinsel istismarda, cinsel tacizde, tecavüzde bulunan ve / veya öldürenlerle ilgili gönüllü cellatlığı, gözüm kapalı yaparım…

-*-*-

Bunu; intikamla, şiddetle, insan hakları ihlaliyle, vahşi olmakla, medeni olmamakla neyle isterseniz bağdaştırın…

Ama, kızını zorla tutup beceren bir “insan şeklindeki hayvana”, “hayvan hakları”nın dahi uygulanmasını hayal etmem…

Beretta 92F…

9mm…

Tabanca…

Adam şeklindeki hayvancağızı getiriyorsunuz; gözleri açık da olabilir kapalı da; son duasına müsadem yoktur…

İster ayakta, ister oturarak; enseden aşağıya, omur ilik boyunca 9 mm çapında, tak tak tak tak tak tak tak tak tak tak!

10 merminin 10’u da!

Gömmenize gerek yok; yakın ve kanalizaysona bırakın!

-*-*-

“Sen, onlardan daha vahşi ve daha canisin” mi diyorsunuz?

Kabul ediyorum…

Evet öyleyim!

Beretta 92F… Çok güzel…