Kıbrıs’ta ‘yeni fikirler’ dönemi

Kıbrıs’ta ‘yeni fikirler’ dönemi

Sefa KARAHASAN-Kıbrıs Gazetesi, konuk yazısı…

Kıbrıs sorunun çözümü ile ilgili önemli bir süreçten geçiliyor.

Bu kez ‘yeni fikirlerin’ konuşulduğu, konuşulacağı bir döneme girilmiş durumda. Kıbrıs’ta yaklaşık 50 yıldır devam eden ‘federal çözüm’ arayışları ‘tarihe’ karışabilir. 

Ankara başta olmak üzere uluslararası aktörler ‘yeni fikirler’ noktasında hareketlenmiş durumda.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “Kıbrıs’ta yeni süreç başlamadan önce ne müzakere yapacağımızı belirlememiz lazım. Federal çözüm mü? Konfederasyon mu? İki devletli plan mı? Bir başarısızlığı daha kabul edemeyiz” sözleri not edilmeli.

Ancak Sayın Çavuşoğlu’nun bu sözleri söyledikten sonra eklediği şu çümle can alıcı; “Federal çözüm için son müzakere dedik…” 

Dikkat edilmesi gereken bir nokta var, artık!

Bunu sadece Ankara söylemiyor!

‘Yeni fikirlerin konuşulması gerekir’ diyen “sürekli çözüm atıfları yapılan” Birleşmiş Milletlerin tepe ismi Guterres!.. 

Guterres bununla da kalmıyor; daha önceki raporlarında ‘federal çözüme’ vurgu yaparken, son raporunda ‘çözüm formülü’ dayatmıyor.

Bir anlamda Sayın Çavuşoğlu’nun da dediği gibi, “federal”, “konfederal”, “iki devletli” çözüm formüllerinin konuşulmasının kapısını aralıyor.

İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis’in cuma günü yapacağı görüşme çok önem kazanıyor.

Crans Montana’dan sonra; “federal çözüm çabalarının başarısız olduğuna” dikkat çeken Akıncı’nın; cuma günkü görüşmede ‘gevşek federasyon’dan bahseden ‘iki devletli çözüm’ tartışmalarının içerisindeki Rum lider Nikos Anastasiadis’e “Nikos, gerçekte ne istiyorsun?” sorusunu sorması beklenebilir.

Ayrıca Kıbrıs Türk tarafı olarak da, “ne istediğimizi net olarak ortaya koymamız” zaruridir. 

Crans Montana’da sağlanan birlikteliğin, iç siyasi tartışmalara ve siyasi gelecek beklentilerine yenik düşmemesi gerekir.

Rumların ‘müzakere’ ısrarı

Öte yandan AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu’nun Kıbrıs’a yaptığı açıklamalardan da ortaya çıkan bir sonuç var; “Güney Kıbrıs ne olursa olsun görüşmeler başlasın” çabası içerisinde. 

DİSİ liderliği bu yönde ciddi sondajlar yapıyor.

Bunun nedenini de, perde gerisinde şöyle açıklanıyor, “Görüşmeler başlarsa, Türkiye’nin Akdeniz’deki hareket alanı kısıtlanabilir. ‘Görüşmeler devam ediyor, aman çalışmalar dursun’ anlayışı ile Akıncı ve Kıbrıs Türk tarafından bu yönde taleplerde bulunulur!”

Bu ne kadar tutarlı bir düşüncedir, görüşmeler başladığında ortaya çıkacaktır. 

Ankara’nın bu süreçte; geri adım atacağını düşünen varsa, yanılma olasılığı çok yüksek olabilir. 

Rumlar, ‘görüşmeler devam ettiği’ sürece de ‘doğalgaz çalışmalarını durdurmadı. Ankara’dan bu yönde bir adım beklemek, gerçekçi olmaz.

Devredışı yorumu

Bir de şu noktaya dikkat çekmek istiyorum. 

Türkiye hiç bir zaman Kıbrıs Türklerini terk ederek başka bir tarafa yönelmez. 

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın ‘devredışı bırakıldığı’ yönünde yapılan haberler ve yorumlar gerçeği de yansıtmıyor. 

Ankara’da; her platformda Kıbrıslı Türklerin haklarını savunan, bu yönde mesai harcayan bir Dışişleri Bakanı var. 

Sayın Çavuşoğlu, Kıbrıs konusunda atılan tüm adımlardan Kıbrıs Türk tarafını haberdar etti.

İlgili tüm bilgiler, en üst düzeyde aktarıldı.

Rum liderliği ile görüşmeler ne ilk yapıldı ne de son olacaktır.

KKTC Cumhurbaşkanlığı’nda Çavuşoğlu’nun da katıldığı toplantıda; Rum liderliği ile görüşmelerin yapılması konuşuldu.

Tüm taraflar da, “görüşmelerin yapılmasının gerekli olduğunu” vurgulamıştı.

Böyle bir durumda; “Ankara’nın Kıbrıs Türk tarafını devredışı bıraktığı” algısı yapmak haksızlıktır.

Gerçeğin bilinmesine rağmen, Dışişleri Bakanı’na yönelik çıkış adresi belli; ‘sistematik ve bilinçli saldırılar’ dikkat çekmektedir.

Bunlar doğru ‘politika’ değildir.

Araya ‘güvensizliğin’ girmesine neden olur.

2020 Cumhurbaşkanlığı yarışının erken başladığı bir dönemde, kamuoyu önünde tartışmalar bir kazanç sağlamaz.

Medya üzerinden değil de karşılıklı konuşmak kazandırır.

“Ankara ile de konuşmak” zor değil. 

Konuşun!..