‘KKTC’de FETÖ’cüler korunuyor mu?’

‘KKTC’de FETÖ’cüler korunuyor mu?’

Yeniden Doğuş Partisi Lefkoşa Milletvekili Bertan Zaroğlu, Meclis’te yaptığı konuşmada, FETÖ’cülerin KKTC’de korunduğu yönünde bir algının olduğunu savundu. KKTC Meclisi’nde konuşan Zaroğlu şunları kaydetti;

Yıllar önce Türkiye Cumhuriyeti’nde; devlete ve devletin önemli kurumlarına sızan, büyük bir yapılanma oluşturan, A.B.D. ile doğrudan bağlantılı fetö terör örgütünün, 15 Temmuz 2016 akşamı gerçekleştirdiği darbe girişimi, bir bütün olarak Türk milletinin meydanlara dökülmesi ile engellenmiştir.

Eğer bu hain darbe girişimi başarıya ulaşmış olsaydı, demokrasi ortadan kaldırılacak Türkiye Cumhuriyeti Emperyalist güçlere teslim edilerek yok edilecekti..

Konuşmama başında öncelikle bu hain terör örgütünü bir kez daha lanetliyorum..

Nitekim; *15 Temmuz darbe girişiminden sonra başlatılan soruşturmalarda ve yargı sürecinde, bu hain terör örgütünün ne kadar tehlikeli olduğu, belgeleri ile birlikte gözler önüne serilmektedir.*

Türkiye Cumhuriyeti bu hain terör örgütünün yapılanmasını yok etmeye çalışırken, bu örgütün Kuzey kıbrıs türk Cumhuriyeti’ndeki yapılanmasın dan ve faaliyetlerinden bahsetmekte yarar bulunmaktadır..

*Öte yandan; KKTC deki Feto yapılanmasının; 1991 yıllarında başladığı da bilinmektedir.*

Bu yapılanma eğitim kurumlarında başlarken, daha sonrasında ise, asker ve polis yapılanmaları ile devam etmiştir..

Bu yapılanmalar devam ederken; pek çok iş adamı da, bilerek ya da bilmeyerek bu örgüte destek olmuş..
Ayrıca bu örgüt, Türkiye Cumhuriyeti’ nde aynı yapılanma da yer alan; banka, şirket, Finans kuruluşları ve Vakıflar kanalı ile, bazı İşadamlarıyla organik ilişkiler kurmuştur ..

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile Mali suçları araştırma Kurumu Masak, yaptığı inceleme sonunda; *2010-2015 yılları arasında KKTC de bazı banka hesaplarına, Türkiye Cumhuriyeti’ nde Feto ile ilişkili banka veya şirketlerden bir buçuk milyar dolar gönderildiği tespit edilmiştir..*

Bu husus Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ile Masak raporlarında da aynen almaktadır..

Nitekim-; Gaziantep ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan bir davada; itirafçı olan gizli bir Tanık
*KKTC’de Feto ile ilişkili işadamlarının ve kumarhane sahiplerinin isimlerini vermiştir.*

Bu konu ile ilgili olarak başsavcılığın ve polisin oluşturduğu özel bir ekip Gaziantep’e gitmiş ve oradaki makamlardan bu isimleri almıştır.

Bu isimler şu an polisin elinde mevcuttur ve soruşturma devam etmektedir..

Ancak kamuoyunda; bu şahısarı kimin koruduğuna ilişkin çok ciddi endişelen mevcuttur.

15 Temmuz’da fetö kalkışması gerçekleşmeden önce, eski büyükelçi Derya Kanbay döneminde, dönemin hükümetinden Feto’nun terör örgütü listesine alınması talebinde bulunulmuş, Ama her ne hikmetse, bu talep yerine getirilmemiştir.

Feto’nun gerçekleştirdiği 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra 21 Temmuz 2016 tarihinde ise, Bakanlar Kurulu, fetoyu terör örgütü listesine almıştır.

Oysa ki;
Basında ve kamuoyunda Feto’nun KKTC yapılanması ile ilgili haber ve yorumların yer almasıyla birlikte, dönemin hükümeti ve bakanları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde *Feto yapılanması yoktur diye açıklamalarda bulunmuşlardır.*

Derya Kanbay ise yapmış olduğu açıklamada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde güçlü bir Feto yapılanması olduğunu belirtmiş ve bunlara karşı gereken önlemlerin alınacağını ve gereğinin yapılacağını belirtmiştir.

Dönemin hükümeti ve bakanlarına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde fetö yoktur, Feto izine rastlanmamıştır açıklamalarına devam ederken, Feto’nun KKTC’deki asker yapılanmasına karşı operasyon düzenlenmiş ve birçok Feto ile ilişkili subay ve asker yargılanmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gönderilmiştir.

*Bunun yanı sıra bazı sivil vatandaşlar da, Feto ile ilişkileri oldukları gerekçesi ile tutuklanmış, haklarında davalar açılmış ve hatta 28 Temmuz 2018 günü Girne den’ bir yatta Yunanistan’a kaçmaya çalışan 45 kişi tutuklanmıştır.*

*Bunların arasında asker ve siviller vardır.*

Burada önemle altını çizmem gereken diğer bir konu da; her ne kadar fetö bağlantılı kişiler yakalamışsa da, *soruşturması ve Araştırılması gereken bir diğer konu da, yakalanan kişi veya kişileri koruyan ve kollayan, yatı temin eden kişilerin kim olduğu hususudur?*

Geçtiğimiz günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve Türkiye’de eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonda bazı subay ve askerler tutuklanmıştır.

Tüm bunlar bize gösteriyor ki Derya kanbay’in belirttiği gibi KKTC de Feto yapılanması mevcuttur ve hala çökertilmiştir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde polisteki Feto yapılanmasına baktığımızda ise, bu yapılanmanın 2010 yılından sonra büyük bir yoğunluk kazandığı görülmektedir.

O dönemde Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı olan Adem huduti Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde Feto mensubu olmaktan ve 15 Temmuz kalkışmasında katılmaktan tutukludur.

Bu da oldukça dikkat çekicidir.

*Yine aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nde fetö yapılanmasının emniyet imamı olan Osman Hilmi Özdil tarafından Kuzey kıbrıs türk Cumhuriyeti’nde polis Müdürlüğü’ne irtibat subayı olarak 4 sınıf polis memuru Ali Gündoğdu gönderilmiştir.*

*Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Polis Genel Müdürlüğü’nde büyük yetkilere sahip olan Ali Gündoğdu, özellikle adli şubede Mali Şube de ve siyasi şubede büyük değişikliklere gitmiş, fetö yapılanmasında yer almayan polisler pasif görevlere atanmıştır.*

Ve ne kadar dikkat çekicidir ki; o günlerde irtibat subayı olan Ali Gündoğdu Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nde yargılanmış ve 15 yıl ceza almıştır.

*Emniyet imamı Osman Hilmi Özdil ise, yakalanmadan Tayland’a kaçmıştır.*

Kuzey kıbrıs türk Cumhuriyeti’nde Polisin de ki Feto yapılanmasına yönelik olarak başlatılan soruşturma kapsamında 60’tan fazla polis hakkında soruşturma başlatılmış ve Bu kişiler hakkında hazırlanan dosyalar KKTC başsavcılığı’na gönderilmiştir.

Başsavcılıkta polis Genel Müdürlüğü ile birlikte özel bir ekip oluşturarak soruşturma derinleştirilmiştir.

Bu soruşturmanın hangi aşamada olduğu ise bilinmemektedir.

Bu nedenle de Kamuoyunda fetocuların korunduğuna dair algı oluşmaktadır.

Bu konularla ilgili açıklama yapılması elzemdir.

*Bu arada Feto mensubu olup da KKTC vatandaşı olan kişilerin, Türkiye’ye iade edilmesini sağlayan yasa konusunda gereken değişiklikler yapılmalı, bunların Türkiye Cumhuriyeti’ne iade edilmeleri sağlanmalıdır.*

Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde Ergenekon diye bir terör örgütü olmadığı karara bağlanırken, 2009 yılında yapılan genel seçimler öncesinde, ülkemizde yaşananları da hatırlatmakta büyük bir yarar olduğunu düşünüyorum.

*2009 nisan ayında yerel seçim öncesinde fetö Terör Örgütü tarafından hazırlanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de Ergenekon faaliyetleri adli rapor kamuoyunu kamuoyuna servis edilmiş ve bu düzmece rapor üzerinden kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Denktaş döneminin ve Sayın Denktaş dönemin ubp Genel Başkanı Sayın Dr Derviş Eroğlu, Türk Mukavemet Teşkilatı ve pek çok gazeteci ergenekoncu olarak suçlanırken, bunların tutuklanıp Silivri’ye gönderilmesi istenilmiştir.*

Dönemin başbakanı Ferdi sabit Soyer ise, raporu alıp başsavcılığa gitmiş ve Denktaş Bey ve Eroğlu Bey hakkında ergenekoncu oldukları gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuştur.

*Burada dikkat çekici olan olay ise, Sayın Ferdi sabit Soyer’ in fetö terör örgütü başı terörist Fethullah Gülen ne övgüler düzmesi ve onun fikirlerinden ilham aldığını söylemesidir.

Kısaca *Sayin SOYER, YARGININ GÖREMEDİĞİNİ GÖRMÜŞ ve BAZI DEVLET BÜYÜKLERİNİ PEŞİNEN ERGENEKONCU İLAN ETMİŞTİR.*

*Sayın soyerin Fethullah Gülen’e övgü dizel sözleri basında da yer almıştır.*

Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat da, Amerika Birleşik Devletleri ile bağlantılı bu raporu kullanarak Denktaş ile Eroğlu’nu ergenekoncu olmakla suçlamıştır..

Bu arada pek çok Sözde gazeteci de; aynı çirkin yayınlarla yayınlarda bulunmuşlardır.

*Burada yapılması gereken, Talat ve Sayın Soyer’in CTP ve diğerlerinin tarih önünde Denktaş ve diğer isimlerden özür dilemelidir.*

*Geçmişte düzmece raporlarü dayanarak, pek çok insanı Ergenekoncu olmakla suçlayanlar, bugün KKTC deki Feto yapılanmasına karşı hiçbir ses çıkarmamaktadır.*

Fetö denilen terör örgütünü, Türkiye Cumhuriyeti’nin başına bela olurken, KKTC de bu terör örgütünün tüm yapılanması ortaya çıkartılmalı ve sonu getirilmelidir..

*Bu konuda polis Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğundadır.*

*Polis Genel Müdürlüğü Başbakanlığın sorumluluğundadır.*

*Dolayısıyla bu iş komple hükümetin sorumluluğundadır.