“Ne Töre’yi, ne de açıklamasını muhatap almam’

“Ne Töre’yi, ne de açıklamasını muhatap almam’

Fayka Arseven KİŞİ-YENİDÜZEN GAZETESİ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Teberrüken Uluçay, geçtiğimiz hafta Meclis’te yaşanan nisap sıkıntısından dolayı muhalefete sitem etti, “Meclis’in dış ilişkiler görevi için 3 vekilin yurtdışında olduklarını biliyorlardı” dedi.
Uluçay, “Meclis Genel Kurulu’nu açmak tüm vekillerin görevidir” diyerek, “Yıllardır geleneksel hale geldi, yasama günlerini iktidar açmalı, diye ama artık bundan vazgeçilmeli” diye vurguladı.
UBP’nin, “Meclis Başkanı Meclis’i açtırmak için oy dileniyor” yönündeki söylemlerine de tepki gösteren Uluçay, “Geçmişte UBP iktidarken, benim sayemde 2010 Bütçesi komiteden geçip, Meclis Genel Kurulu’na gitmişti” hatırlatmasını yaptı. 
Meclis Başkanlığı adaylığı için Başsavcılık ‘tan görüş beklenildiğini de kaydeden Uluçay, Başsavcılık ‘tan gelecek görüş ile hareket edileceğini söyledi.
Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay ile Meclis Genel Kurulu’nda sık sık yaşanan nisap sorunu konuştuk.

 “Geçtiğimiz Pazartesi günkü Meclis’in nisap konusunda yaşadığı sıkıntı aslında hükümetin faaliyetlerinden kaynaklanan bir sıkıntı değil, tamamen Meclis heyetinin uluslararası toplantıya katılmasından kaynaklandı.”

  • YENİDÜZEN: Meclis Genel Kurulu’nda bir nisap sorunudur da gidiyor. Bu ilk kez de olmuyor sürekli oluyor. Muhalefette olan iktidarın işini zorlaştırıyor. Meclis çalışmıyor. Bu defa ne oldu? Sizden dinleyelim.
  • Teberrüken ULUÇAY: Meclis Genel Kurulu geçtiğimiz hafta nisap sorunu nedeniyle toplanamadı.  Esas neden; Meclisi temsilen görevlendirdiğimiz milletvekillerinin yurt dışında uluslararası bir toplantıda, Kıbrıs konusunda toplantıya gitmeleri, ardından Avrupa Parlamentosu’nun lobi çalışmalarına katılmalarından ve bunun için Meclis tarafından görevlendirmelerinden kaynaklandı. Bu konu Meclis’in dış ilişkileri ile alakalıdır. Yıllardan beridir AKPA’da bir temsiliyet söz konusudur. Oraya akredite olmuş bir temsiliyetimiz vardır. AKPA’nın hem genel kurul çalışmalarına hem komite çalışmalarına rutin olarak katılmaktayız. Avrupa Parlamentosu lobi faaliyetlerinin sürdürülmesi için yapılan çalışmalar için 3 vekil görevlendirildi.  CTP, UBP ve HP’den bir vekil düzenli olarak Avrupa Parlamentosu toplantısına katılmaktadır. Meclis Başkanlığı görevine başladıktan sonra özellikle Meclisin dış ilişkilerinde ortaya bir vizyon koyacağımızı söyledik. Bu yeni vizyon çerçevesinde seçilmiş temsilcilerden oluşan vekillerimiz de yurtdışında ülkemizi daha fazla temsil edecek ve ülkemizin içinde bulunduğu hem ekonomik hem siyasi hem de Kıbrıs konusunda, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koymuş olduğu görüşleri daha yoğun şekilde gündeme taşıyacak.
    Bu çerçevede Parlamentolar arası Birlik toplantıları her yıl, yılda 2 kez düzenlenmektedir. 2 toplantının birinde de Kıbrıs konusuyla ilgili bir oturum organize edilmektedir. Bu sene bu oturum Mart ayında organize edilmişti. Ama Meclis’e son gün bildirildiği için biz buna katılamadık. Daha sonra Parlamentolar arası Birlik Sekretaryası ve TBMM’nin Dış ilişkileri aracılığı ile girişimlerde bulunduk. Ekim’de yapılacak toplantının içerisinde Kıbrıs konulu oturumun yapılmasını sağladık. Güney Kıbrıs’tan gelen ve bizim milletvekillerimizin katıldığı toplantı geçtiğimiz Pazar sabahı yapıldı. Başarılı bir toplantı oldu. Gelinen noktada Kıbrıs konusunun sonuç odaklı ele alınması gerektiği ve muhakkak nihai sonuca ulaşması gerektiği üzerinde duruldu. Her iki taraftan katılan vekiller de bu yönde bir mutabakat sağladıklarını duyurdu. Genel Sekreterin raporuna da bakıldığı zaman bizim katıldığımız toplantıdaki sonuçların orada da yer aldığı görülmektedir.
    Meclis Başkanı olarak iki hafta önce UBP ve YDP ile konuyu görüştüm. ‘Pazartesi nisap sorunu yaşayabiliriz’ dedim. Heyet, pazartesi akşamı zaten Brüksel’e hareket edecekti. Ben de AP heyetine dedim ki; ‘1 gün önce sizi Cenevre’ye yollayım. Oradaki toplantıya katılın. Sonra da Brüksel’e geçin.’ Ayrı bir heyet oluşturmak yerine hala hazırdaki heyeti göndermemin nedeni biraz da tasarruf amaçlıydı.
    Meclis’in divanı da ben Avrasya toplantısındayken, Meclis Başkan Yardımcısı başkanlığında toplanarak, bu kararı üretti.
    Yani UBP’nin de bu temaslar için oyu var. O yüzden pazartesi günkü Meclis’in nisap konusunda yaşadığı sıkıntı aslında hükümetin faaliyetlerinden kaynaklanan bir sıkıntı değil, tamamen Meclis heyetinin uluslararası toplantıya katılmasından kaynaklandı.

“Vekillerin Meclis’te devamlılıklarıyla ilgili İç Tüzükte düzenlenmiş maddeler vardır. Biz bunları da vekillerin bilgisine getireceğiz. Bu geleneksel hale gelen tutumun terkedilmesi gerekir.”

Ama maalesef UBP bu konuda duyarsız kaldı. Bu duyarsızlık sonucu Meclis toplanamadı. Aslında tüm vekillerin görevidir, Meclis’i toplamak. İç Tüzüğe göre Meclis’in toplanma sistemi 26 yeter sayısıdır. Bundan dolayı 27 vekil ile hükümet desteklenmekte. Zaman zaman da nisap konusunda sıkıntılar yaşanmaktadır. Özellikle pazartesi yasama günü olduğu için nisabı sağlama görevi hükümetin görevidir. En azından bu içinde bulunduğumuz dönemde ve bundan sonrasında yeniden zaman zaman bütün partilerin ortaya koymuş olduğu bu gelenekselleşen tavırların dışına çıkıp belli konularda, belli dönemlerde veya önceden belli olan dış görevler için bu geleneksel hale gelen tutumun terkedilmesi gerekir. Ben bu hafta Meclis’te temsil edilen siyasi partilerle bu konuyu tek tek görüşeceğim.

  • YENİDÜZEN: Yasa yapıcıların aslında yasalara uymamasını nasıl yorumlarsınız?  Vekillerin görevi Meclis çalışmalarına katılmak değil mi?
  • Teberrüken ULUÇAY: Vekillerin Meclis’te devamlılıklarıyla ilgili İç Tüzük’te düzenlenmiş maddeler vardır. Biz bunları da vekillerin bilgisine getireceğiz. Geçmişten gelen anlayışın terkedilmesi gerektiğini, Meclis’in her halükarda çalıştırılması gerektiğini, Meclis’te yapılan çalışmalara olumlu ya da olumsuz katkılar ve görüşler olabileceğini… Bu demokratik anlayışın bundan sonra ülkemizde hayat bulabilmesi için Meclis başkanı olarak bir dizi çalışma başlatacağım.

 “Meclis’in dış ilişkilerinde görevli vekiller varken, Meclis Genel Kurulu’nu çalıştırmamak hiçbir muhalefet anlayışına sığmaz. UBP’de şu an Eroğlu’nun devlet adamı anlayışından çok uzak bir anlayış sergileniyor.”

  • YENİDÜZEN: Milletvekillerinin devamsızlıkları da her dönem gündeme geliyor. Bir yaptırımı yok mu bunun?
  • Teberrüken ULUÇAY: Vekil, Meclis toplantılarına özürsüz, izinsiz katılmıyorsa onunla ilgili İç Tüzüğün öngördüğü bazı uygulamalar var.
    Ama Meclis’in dış ilişkileri için Meclis Genel Kurulu’nu çalıştırmamak hiçbir muhalefet anlayışına sığmaz. Maalesef UBP yetkilileri o günden sonra ‘Meclis Başkanı meclisin açılması için neredeyse oy dilendi’ gibi sözler sarf etti. Geçmişte hiçbir zaman hiçbir surette yardımcı olunmadığından bahsedildi. Bu beni çok üzdü. Hem başkan hem de 14 yıllık vekil olarak. Bir örnek vereyim; 2009 yılında UBP 26 vekil ile iktidar olmuştu. O dönem Sayın Derviş Eroğlu başbakandı. 2009 yılının Kasım- Aralık ayında bütçe görüşmeleri vardı. Bütçe Komitesi Başkanı İrsen Küçük, yardımcısı da bendim. Bütçeyi komitede görüşmeye başladık. Görüşülmesinin bitmesine 3 gün kala İrsen Küçük rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Kalan 3 günlük sürede bütçenin komitede görüşülmesi ve Genel Kurul’a havale edilmesini tamamen başkan yardımcısı olarak bizzat ben yönettim. O dönem bütçenin komiteden oylanıp, Meclis Genel Kurulu’na gitmesini ben sağladım. Bunu yaparken CTP vekili olarak ortaya koyduğumuz anlayış böylesi bir konun siyasi açıdan ele alınmasının ülkemiz demokrasi yapısına ters düşeceği ve bizim hayal ettiğimiz demokratik yapının bu olmadığıydı. Eğer biz bunu yapmamış olsaydık 26 vekil ile tek başına iktidar olan UBP bütçesi geçmeyecekti. Geçmeyen bütçenin sonucunda da hükümet istifa etmek zorunda kalacaktı. Maalesef o dönem UBP’nin sergilemiş olduğu tutum ile bugün UBP’nin sergilemiş olduğu tutumu kıyasladığımda gerçekten şu an, Eroğlu’nun sergilediği devlet adamı anlayışından çok uzak bir anlayış sergilendiğini görmekteyim.  Bu ülkemiz açısından çok olumsuz,  demokratik yapısına, anlayışına uymaz. İçinde bulunduğumuz ekonomik ve siyasi sıkıntıların giderilmesinde yapmamız gerekenleri bize yaptırmayacak noktalara çekilmiş bir davranış biçimidir. Aslında bu ülkenin ihtiyaç duyduğu, uzlaşma üzerine, görüşlerde, fikirlerde, farklılıklar olsa bile bu fikir ve düşüncelerin tartışılacağı ve tartışmalar sonucunda ya bir uzlaşının yakalanması ya da uzlaşı yakalanamıyorsa dahi o fikir ve düşüncelerden yararlanabilecek şekilde ülkemiz çıkarları açısından olumlu sonuçların doğmasıdır. Biz bundan sonraki süreçte bir takım kısır tartışmalar ve bundan kaynaklanan Meclis’i çalıştırmama konusundaki davranışlar yerine hem siyasi partiler hem de vekiller olarak bu Meclis’i mutlaka çalıştırmalı ve ülkemiz adına çok daha pozitif üretimler yapmasını sağlamalıyız. Çünkü geçtiğimiz haftaki süreçte sadece Genel Kurul değil komiteler de çalışmadı. Bu anlayış biran önce terkedilmelidir.

 “Meclis Başkanlığı için hem İç Tüzük’te hem Anayasa’da grubu olmayan partilerin aday gösteremeyeceği konusu var. Şimdi Başsavcılık ’tan görüş bekleniyor, görüş geldikten sonra durum netleşecek.”

  • YENİDÜZEN: Meclis Başkanlığı da tartışmaların odağında… Başsavcılık ‘tan görüş geldi mi? Grubu olmayan partiler de Meclis başkanlığı için aday gösterebilecek mi?
  • Teberrüken ULUÇAY: Bu konu Meclis’in gündemine geldi. Çünkü yaz döneminde tüzük değişikliği ile ilgili bir önerge sunuldu. Daha sonra bunun ivediliğinin alınması söz konusu oldu. 2 hafta önce de Meclis’te ivedilik alındı. Bu önerge Hukuk Komitesi’nin gündemine geldi. Bu süreçte İç Tüzük değişikliğinin Anayasa’ya uygunluğu ile ilgili görüş alınacaktı. Alınacak olan görüş neticesinde komite çalışmalarını şekillendirecek. Biliyorsunuz daha önce 4 parti koalisyonu gündeme geldiğinde Sayın Angolemli’nin Melis başkanı olması gündeme gelmişti. Ama hem İç Tüzük’te hem Anayasa’da grubu olmayan partilerin aday gösteremeyeceği konusu olunca bu gerçekleşmedi. Bundan dolayı aslında ben Meclis Başkanı görevini devraldım. Şimdi Başsavcılık ‘tan görüş bekleniyor, görüş geldikten sonra durum netleşecek.
     
  • YENİDÜZEN: Aytaç Çaluda’nın dokunulmazlığının kaldırılması için Meclis’te oylama yapılacak. İlk kez sanırım böyle bir olay gerçekleşiyor. Süreç nasıl olacak?
  • Teberrüken ULUÇAY: Olay, Meclis Başkanlığı’na Başsavcılık tarafından ulaştırılmış bir dosyaydı. Tüzük gereği de herhangi bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair bir dosya ulaştırılırsa Meclis Başkanlığı’na, Başkanlık bunun gereğini yapar sadece.  Bunun gereği de Meclis’i bilgilendirerek bu konuda özel bir komitenin oluşturulmasıydı. Dosya bize ulaşınca biz Meclis’i bilgilendirdik. Yasa ne yapmamızı gerektiriyorsa yaptık. Meclis’te Özel Komite oluştu. Bu komitenin yasa ile sınırlandırılmış bir çalışma takvimi var. Komite çalışmalarını yaptı, raporu hazırladı, Genel Kurul’a sundu. Şuan konu Genel Kurul’un gündemindedir. Hatta geçtiğimiz hafta Meclis Genel Kurulu yapılmış olsaydı, gündemde vardı.
     
  • YENİDÜZEN: Aynı gün dokunulmazlığın kaldırılması oylaması da gerçekleşir mi?
  • Teberrüken ULUÇAY: Evet aynı gün yapılır. Eğer Meclis Genel Kurulu onaylarsa yasama dokunulmazlığı kaldırılır. Ondan sonraki süreç daha önce kaldığı yerden devam eder. Yani soruşturma açmış Başsavcılık hangi noktadaysa o kaldığı yerden devam eder.

 “Kendi arabamla gidip geliyorum, kendi benzimi kendim karşılıyorum, kendi telefonumu kendim ödüyorum. Bir milletvekili iken nasıl ki kendi harcamalarımı kendim karşılıyordum, aldığım herhangi bir görevde de aynı uygulamayı yapıyorum. Bu benim prensibimdir.”

Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre

 “Ne Töre’yi, ne de açıklamasını muhatap alırım”

  • YENİDÜZEN: Meclis Başkan Yardımcısı Zorlu Töre’nin size yönelik ağır ithamlarda bulunması gündeme geldi. Şuan Töre ile ilişkileriniz nasıl?
  • Teberrüken ULUÇAY: 2018’in bütçesi Mart ayında Meclis’ten geçtikten sonra Maliye ile oturdum ve 1 Nisan’da başlayan 2018 Bütçe Uygulama Dönemi’nden itibaren belli başlı konularda tasarruf tedbirlerini yürürlüğe koydum. Bunu da divan ile paylaştım. Daha sonra da uygulamaları hayata geçirdik. Bu süreçte harcamalar ile ilgili ortaya çıkan sıkıntılar belli başlı nedenlerden dolayı basına düştü.
    Biliyorsunuz ben makam aracı kullanmıyorum. Sadece resmi törenlerde makam aracı kullanıyorum. Basında benim yeni Mercedes aldırdığım çıktı, halbuki öyle bir konu yok. Ben göreve başladığımda 001 olarak kullanılan makam aracı o gün hangisiyse bugün de aynısıdır. Dolayısıyla ben göreve başlamadan önce bu araç meclisteydi. Bunun üzerine benim makam aracıyla ilgim olmadığını basına açıkladım. Bunu zaten kamuoyu biliyor. Kendi arabamla gidip geliyorum, kendi benzimi kendim karşılıyorum, kendi telefonumu kendim ödüyorum. Bir milletvekili iken nasıl ki kendi harcamalarımı kendim karşılıyordum aldığım herhangi bir görevde de aynı uygulamayı yapıyorum. Bu benim prensibimdir.
    Ama ben bunu kamuoyuna dönük propaganda amaçlı kullanmayı düşünmedim, düşünmüyorum. O zaman yeni Mercedes’i benim aldırdığım iddiaları bir TV programında bana sorulunca ‘benim makam aracıyla ilgim yok çünkü bu benim prensibim değil’ dedim. Daha sonra benzin giderleriyle ilgili bir takım harcamalar çıktı. Makam aracı kullanmadığım ve sadece resmi törenlerde kullandığım için benzin giderim belli. Meclis Başkan Yardımcısı’nın sürekli makam aracı kullanmasından dolayı benzin gideri belli… O da basına çıktı. O günlerde sorulan bir soruya da yanıtları verirken, bu sıkıntıların kendisiyle de paylaşıldığını ve bunların giderilmesi gerektiğini söyledim. Bunun üzerine kendisi de bana karşı açıklamada bulundu. Ben hiçbir zaman ne bu açıklamayı ne de kendisini muhatap almadım, almayacağım, onun seviyesine inmeyeceğim.
    Daha sonra bana dönük özür dilediğini öğrendim. Kendisiyle de bu konuyu konuşmadım. Ondan sonra Divan toplantısı da yaptık. Bundan sonraki süreç de bu şekilde devam edecek. Burada her görevde olduğu gibi kişiler değil önemli olan, üstlenmiş olduğumuz makamlardır. Kişilere saygı göstermeyebiliriz ama makamlara saygı göstermeliyiz.  CTP’nin siyasi kültüründen edindiğim ve bizzat mecliste 14 yıldır vekillik görevini yürütürken, gerek abilerim dediğimiz vekillerden de edindiğim tecrübe bana şunu söylüyor;  bir görev üstlenildiği zaman o görevleri üstlenen kişiler kim olursa olsun farklılıklara bakmadan o makamlara tam bir devlet görevi diye bakmalı ve o çerçevede saygı göstermeliyiz.