Önemli yazı: ‘Türkiye’yle birlikte ortak akıl politikaları oluşturulup yürümekten başka yol haritamız yok’

Önemli yazı: ‘Türkiye’yle birlikte ortak akıl politikaları oluşturulup yürümekten başka yol haritamız yok’

Ziya Öztürkler

Kıbrıs Gazetesi yazarı Ziya Öztürkler, bugünkü yazısında önemli bir konuya değindi.    ‘Türkiye’yle birlikte ortak akıl politikaları oluşturulup yürümekten başka yol haritamız yok’ diyen Öztürkler, ‘ KKTC ve T.C ayrışmasından faydalanmak isteyen kesimler böylesi dönemlerde ortaya çıkar’ uyarısı yaptı.

İnsanın hayatta bir duruşu olmalı. Öyle, böyle şöyle değil. Bu duruşu ve düşüncesi felsefesi etrafında hareket eder. Görüş farklılıkları olsa bile saygı göstermeyi bilmek de olgunluktur.    Tabii görüş ve düşünceler yeri ve zamanında ortaya konduğunda makuldür. Bunların dışında oluşturulan ve bilinçli zikredilenler sadece ayrışmalara, saflaşmalara ve sıkıntılara yol açar.    KKTC ve T.C ayrışmasından faydalanmak isteyen kesimler böylesi dönemlerde ortaya çıkar. Bunlara taviz vermemek lazım. Bu ülkede olabilecek en büyük sıkıntı bu noktada yaşanacak ayrışmadır.    Tarihin var ettiklerini, yansımalarını nerden nereye gelindiğini iyi bilmek ve bu bağlamda hareket etmek en doğrusu olacaktır.    Değişimi anlamak ve yönetebilmek için önce değişimi doğru algılamak ve anlamak gerekir…    Bunu halka anlatmak çok da kolay olmuyor…    Siyasilere, daha ileriye gideceğim kardeşin kardeşe güveninin kalmadığı bir zaman diliminde yaşıyoruz…  

Neydik, ne olduk, ne olacağız…  

Yaşadığımız değişimi geçmişin alışkanlıklarıyla, düşünce tarzıyla ve eski yöntemlerle yönetmek günümüzde artık mümkün değildir…    Yaşamın değişimini gerçek yönünü anlayanlar değişimi doğru yönetmesini bilenler ile güçlü olmuştur. İleriye güvenle bakabilmek için doğruyu bulmak yetmiyor, sürekli ve her an dinamik bir değişim süresi içerisinde hep daha iyiye doğru ilerlemek gerekiyor…    Hayatta ve siyasette dengeler statik değildir, dengelerin hepsi dinamiktir. Bu dinamik süreç yaşadığımız yüzyılı işaret ediyor…    Bu yüzyıla damgasını vuran ve vuracak olan “değişim” kavramını işaret ediyor.    Bir etrafınıza bakınız…    Yaşadığınız eviniz, şehriniz, mahalleniz, düşünceleriniz, beklentileriniz, arkadaşlarınız, davranışlarınız, hatta hayalleriniz bile değişiyor…    Peki, biz ne yapacağız? Yaşadığımız, değişimi yöneteceğiz…    Geçmişte iyi motive edilmiş cesur lider, günümüzde teknolojisini geliştiren ve yöneten insan, ilerleyen süreçte ise bilgi teknolojisini üreten ve kontrol eden olmaktır…    Ülkemiz siyasetinde değişim var olanı değiştirmekle özdeşleşmeye başlamıştır…    Bu doğru bir yaklaşım değildir. Değişim aslında insanın sürekli kendini yenilemesi ve değişime ayak uydurmasıdır. Bu noktada halk sırf değiştirme mantığıyla hareket etmemelidir… Gelişen çağa ayak uydurmayan, kendini yenilemeyen, değişime ayak uydurmayanı değiştirmelidir…    Endişe, korku, kendine güvensizlik, yüreği ezer ve ruhu yeniden taşa döndürür.    Sekseninde de olsa on altısında da, her insanın yüreğinde, merak cazibesi, sıradaki şeye doymak bilmez bir çocuksu bir iştah ve yaşam oyununun sevinci vardır.”    Yaşadığımız dönemde değişimin önüne geçilemeyen bir nitelik kazanmıştır…    Değişimi doğru algılamak ve değiştirirken yaşanacak olumsuzlukları en az, yararı en fazla olacak bir düzeyde ayarlamak gerekir…    Sadece değiştirelim demekle, değişim olmaz!  

Sakin ve dengeli olmak lazım…  

Böyle günlerde sakin olmak gerek…    Kaos ortamı kişisel çıkarlara sadece artı değer katar…    Türkiye’yle birlikte ortak akıl politikaları oluşturulup yürümekten başka yol haritamız yok. Bulunduğumuz ortamı, coğrafyayı, tehditleri ve dünyada yaşanan siyasi ve stratejik adımları iyi tartıp, doğru adımlar atmalıyız.    Ayrışmayla veya çıkara yönelik hareket tarzlarıyla değil üretime ve çözüme odaklı bir anlayış felsefesiyle hareket edilmelidir.    Ayrışma ve saflaşmanın bu güzelim ülkeye yarar değil zarar getirdiğini vurgulamaktan kaçınmamalıyız.  

Kıbrıs Gazetesi