Özersay: Sağlık sorunu istisna uygulama gerektirebilir

Özersay: Sağlık sorunu istisna uygulama gerektirebilir

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, İngiltere’den gelen bazı vatandaşlara ayrıcalık yapılıp Kumyalı ve Hisarköy’de karantinaya alındıkları yönündeki iddiaları, hükümetin 18 Mart tarihinde yaptığı duyuruyu hatırlatarak yanıtladı.

Özersay, “Yaptığımız duyuruda şu ifadeyi kullandık: ‘Yurtdışında tedavi gören, sağlık durumlarıyla nedeniyle genel karantina koşullarından farklı bir uygulamaya tabi tutulma ihtiyacı olan vatandaşlarımız özel durumlarını iletmek ve gerekli bilgilendirmeleri alabilmek için şu telefon numaralarını arayabilirler.’ Geçen ayın ortasında Bakanlar Kurulu kararında yurtdışından gelen herkesin merkezi karantinaya gireceğini de söyledik. Bakanlar Kurulu tarafından, Sağlık Bakanlığı’na istisnai bazı durumlarda kişinin evinde karantinaya alınma yetkisi verildi. Bunu da kamuoyuna açıkladık, gizli bir durum yoktur. Bahsi geçen yerlerde karantinaya alınanlar da bu istisnai durumdaki kişilerdir.”

Özersay, sağlık gerekçeleriyle farklı bir uygulama yapılan kişilerle ilgili de bilgi verdi. Hangi durumların istisna sayıldığı konusu da açıkladı: “İzmir’de beyin ameliyatı geçirmiş olan bir vatandaşımız tedavi süreci devam ederken geldi. Mikrop kapma ihtimalini de dikkate alarak, Sağlık Bakanlığı değerlendirme yaparak izin verdi ve eve yerleştirildi. Karantina sürecinde evde kontrolleri yapıldı. Kanser tedavisi gören bazı vatandaşlarımız, bağışıklık sistemleri çok daha düşük olduğu için merkezi karantinada kalamayacak olanları bir istisna yarattı. 70-80 yaşında, telefon dahi kullanamayan, kendi kendine bakamayacak durumda olan kişileri de 14 gün o merkezde tutamazsınız. Bu bir sağlık ve uzmanlık konusu olduğu için değerlendirmeyi Sağlık Bakanlığı yapmaktadır. Basında geçen Kumyalı örneğinde de benzer bir durum söz konusudur.”

“Ev karantinasında olan yaşlı veya hastaların sokağa çıktığı iddiaları doğrulanmadı”

Özersay, sağlık durumu nedeniyle istisna uygulanıp evinde karantina altına alınan kişinin kurallara uymadığı, dışarı çıktığı iddiaları doğrulandığı takdirde yeniden merkezi karantinaya alınacağını da sözlerine ekledi: “Hisarköy’de bu yönde iddialar olmuştur. Sağlık Bakanlığı’ndan kişiler görevlendirildi, araştırıldı. Doğrulandığı anda yapılacak bellidir. Ancak şu an ev karantinasında olan yaşlı veya hastaların sokağa çıktığı iddiaları doğrulanmadı. Yapılanları hafife alıp hemen herkesi linç etmeye kalkmayalım.”

“17 Nisan’da bazı sektörlerin açılıp açılmayacağını salgının seyri belirleyecek”

Başbakan Yardımcısı Özersay, katıldığı programda bazı sektörlerin 17 Nisan’dan itibaren açılıp açılamayacağıyla ilgili şu anda net bir bilgi vermenin doğru olmayacağını, konuya ilişkin Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu ve Ekonomi Bakanlığı’nın birlikte bir çalışma yapacağını söyledi. Özersay sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu aşamada belki de 17 Nisan geldiğinde hiçbirinin açılmaması yönünde bir karar çıkacak. Çünkü salgının seyrine göre bir karar üretilecek. Şu anda öngörülebilir bir durum yoktur. Bilmemiz gereken şudur; herhangi bir sektör açılacaksa bile bu normal bir açılma olmayacak. Açılma, belirli bazı prosedürlere uyularak olabilecek.

Vergi dairesi gibi açık olan kamu kurumlarında ve açılması muhtemel diğer kamu kurumlarında girişte ateş ölçülecek, maske, eldiven zorunlu olacak. Aynı anda iki vatandaştan fazlası aynı anda hizmet alımı için girmeyecek. Mesafe kuralı uygulanacak, uyulmadığı zaman da ceza kesilecek. Sağlık Bakanlığı’nca bunları belirleyen bir genelge hazırlanıyor. Bu genelge çerçevesinde uygulamaya koyulacak.”

“Kriz yönetirken gerekli esnekliği gösterebilen idareler ayakta kalabilir”

Çek konusunda hükümetin aldığı farklı kararların eleştirilmesini de değerlendiren Özersay, yaşanılan süreci farklı okumak gerektiğini belirtti. Yaşanan ekonomik krizin daha öncekiler gibi Döviz – TL ilişkisi nedeniyle yaşanılan ya da ülke sınırları içindeki nedenlerle yaşanlardan ayırmak gerektiğinin altını çizen Özersay, mevcut durumu ve atılan adımları şu sözlerle anlattı: “Dünyayla beraber bir kriz yaşıyoruz. Uluslararası para hareketleri de insan hareketleri de uluslararası emek gücü hareketleri de bloke olmuş bir durum içinde kriz yaşıyoruz. Dünyada her şey normal devam ediyor da sadece biz kriz yaşıyoruz durumu yoktur. Daha önce benzeri yaşanmadığı için aldığımız kararların bazı eksikliklerini gidermek, hatalarımız düzeltmek için yeninden karar üretebiliriz. Bundan daha doğal bir şey olamaz. İnat etmek yerine sorgulayıcı ve eleştiriye açık olup, uygulamadaki sıkıntıları görüp giderme yoluna gitmemiz doğru olandır bence. Kriz yönetirken gerekli esnekliği gösterebilen idareler ayakta kalabilir.

Hükümet bu krizi yönetirken zaman zaman karar değişikliğine gittik ama bu tutarsızlık değil, daha önce örneği görülmemiş bir krizi yönetmenin temel gerekliliğidir.

Ödeme veya borçlanma aracı olarak kullanılan çek dünyanın pek çok yerinde böyle kullanılmıyor. İddia ediyorum yaşanılan bu kriz sonrasında, piyasada çek eskisi gibi bir ödeme enstrümanı olarak kullanılmayacak. Başka bir yapıya geçmek zorunda kalacağız. Çünkü tarihleri farklı olduğu zaman sıkıntı da büyüyor. Çekle ilgili ilk alınan kararda ayın 30’una kadar bir esneklik gösterdik. Ardından 14 iş günü meselesiyle ilgili de bunu fiiliyatta bir aylık bir dönemde çekin karşılıksız çıkmasını engelleyecek bir esneklik gösterdik. Gelen talepleri de dikkate alarak, son olarak bu süreyi 90 güne uzattık. Piyasada çekle ilgili ciddi feveran içinde olan bir kesim, biraz rahatlamış durumdadır. Sorunların tamamını çözebilmiş değiliz çünkü bir de alacaklı meselesi vardır. Ödeyebilecek güçte olanlar da ödemeyince bu kez alacaklılar sıkıntıya girmeye başladı. Buna rağmen büyük oranda rahatlama sağladığımıza inanıyorum.”