Pile’de test krizi… Rum Muhtar, Kıbrıslı Türk Sağlık ekiplerinin geçişine engel çıkardı…

Pile’de test krizi… Rum Muhtar, Kıbrıslı Türk Sağlık ekiplerinin geçişine engel çıkardı…

Pile’de Kıbrıs Türk Muhtar Veysel Güden, “Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum Halklarına hitaben yazılı bir açıklama yaptı.

Haziran 2018 tarihinden beridir Pile Köyü Türk Muhtarlığı görevini yürüttüğünü hatırlatan Güden, “ Pile Türk ve Pile Rum halklarının birlikte yaşamasını ve bir birine karşı gösterdiği hassasiyeti saygı ile selamladım. Bu özel köyün etnik kimlik farklılığına rağmen birlikte yaşayabilme becerisinin Adamızın geleceğine örnek olacak bir model olabileceğini savundum ve her türlü iki toplumlu faaliyeti destekledim” dedi.

Rum Muhtarı Simon Mitides ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü ile yapıcı ve özverili bir çalışma yürüttüğünü kaydeden Güden, “ Her iki yönetim ile ( Kuzey ve Güney) dengeli ve eşitlik temelinde bir süreç yürütülmesi için çok ciddi çaba harcadım. Çünkü Pile, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının birlikte yaşamak zorunda olduğu bir köy olmakla birlikte köy içerisinde huzurun korunması önem arz etmekte idi. Bunu temin etmek için Pile Türk Muhtarı olarak, kendi İdari yapımız içerisinde tüm devlet kurumları ile istikrarlı ve net bir ilişki yürüttüm. Özelde Pile Türk genelde Pile toplumunun huzur için karar alırken, KKTC Cumhur Başkanlığı Makamı, Hükümet, Muhalefet Partileri ve devletin tüm kurumları ile temas halinde oldum. Birleşmiş Milletler Barış Gücü yetkilileri ile en üst düzeye, İngiliz Yüksem Komiserliği ve Askeri Üsler yönetimi ile hep iyi ilişki kurmayı prensip edindim. Köyümüze ilgi gösteren ve bizimle ortak zeminde buluşmak isteyen Rum siyasi partileri ile ve kurumları ile iyi ilişkiler kurdum. Tüm bunları yaparken eşitlik temelinde ve adaletli olmaya özen gösterdim. Özelde Pile Türkü ve Pile Rum halkı genelde iki toplum ve iki yönetim arasında birçok insanın sorununa çözüm bulmak için her iki yönetim içerisindeki ilgili kurumlar ile temas kurup birçok insanın sorununu çözdüm” ifadelerini kullandı. 

Yaşadığı sorunu paylaşan Güden, şunları anlattı:

22 Nisan 2020 Çarşamba günü köyümüzde yaşanan ve bugün Rum basınında çıkan bir haberde Rum Muhtarı Sn. Simon Mitides’in beyanatı olarak duyurulan ve tamamen gerçekten uzak ve yanlış aktarılan bu konuya açıklık getirmeyi bir zorunluluk olarak görüyorum.

Geçen Hafta Rum Sağlık Bakanlığı’nın Covid 19 Korona vakaları ile ilgili günlük basın bildirisinde Pile’de vaka sayısı 4 (Dört ) oldu şeklinde bir açıklama yapıldı ve bu açıklama basın aracılığı ile de paylaşıldı. 

Bu Salgın ile ilgili süreç başladığı günden itibaren bizler Muhtarlar olarak sürekli hem köy içerisindeki durumu hem her iki yönetim tarafından alınan tedbirler ile ilgili köy içerisinde izleyeceğimiz yöntem hakkında iletişim içerisinde olduk. Yukarıda bahsettiğim tarihte yapılan açıklama ile ilgili ilk üç vaka bilinmekte idi. Her üç şahıs ile ilgili durum bilgimiz dahilinde idi ve tedavi oldukları netleşmişti. Ancak dördüncü vaka ile ilgili bir bilinmezlik vardı ve köy içerisinde giderek yayılan bir telaş baş göstermişti. Bu vesile ile Pile Türk Muhtarı olarak Rum Muhtarı ve Barış Gücü yetkililerini toplantıya çağırdım. Bir görüşme yaptık ve bu vaka ile ilgili bilgi istedim. Maalesef saatler süren görüşme ve çalışma sonunda bir sonuç alamadık. Ancak bir başka durum vardı ki bu endişe verici idi. Bir Rum işverene ait bir iş yerinde olduğuna dair bir söylenti vardı ve bu endişe verici idi. Özelde bu işveren ile temas kuran Rum Muhtarı S. Mitides durumu netleştiremedi ve bizler de çözüm olarak da tüm halka açık işyerlerinde çalışan personele test yapılmasına karar verdik ve çalışma başlattık. Rum Muhtar arkadaşım Rum Sağlık Bakanlığı’nın bu testleri ücretsiz yaparak istediğini bana aktardı. Bu aşamada toplum sağlığı açısından bu gelişme oldukça güzel bir haberdi. Ben kendi görev alanım içerisinde Türk işyeri sahipleri ile temas kurdum ve bilgilendirme yaptım. Bazı Türk işverenler olası bir pozitiflik tespiti halinde kendilerinin Güney’den gelecek olan ekipler ile devam tedavi sürecini istemediklerini ve bunun Kuzey’den gelecek ekipler ile yapılmasını talep ettiler. 

Bunun talep üzerine durumu Rum Muhtar Simon Mitides ile tekrar değerlendirdik. Kendisi güneyden gelecek ekibin Paskalya sonrasında geleceğini bana bildirdi ben de Türk işverenlerden gelen talebi kendisi ile paylaştım. Her bir muhtarlık kendi yetkilileri ile bir çalışma yaptı. Ben Türk Muhtarı olarak Dış İşleri Bakanlığı’mız ile temas kurdum ve Sn. Kudret Özersay’dan bu konuda yardım istedim, çünkü köyümüz ile ilgili hükümeti temsilen Dış İşleri Bakanlığı görevlendirilmiştir. Bu talebim doğrultusunda Bakanlar Kurulu ihtiyacımız kadar test kitinin köye gelecek ekiplerce kullanılmasını ve bu testlerin yapılmasını onayladı.

Süreç, bu testlerin 22 Nisan Salı günü yapılmasına olanak tanıdı ve karşılıklı olarak bu kararı aldık.

Salı günü sabah saatlerinde aldığım bir haber üzerine Kuzeyden gelecek ekibin köye geçişini engellemek amacı ile Rum yetkililerce bir girişim olduğunu öğrendim. Bunu hem muhatabım ile hem BM Barış Gücü yetkilileri ile hem İngiliz Üsleri temsilciliği ile görüştüm hem de durumu Dış İşleri Bakanlığı’na bildirdim. Bu arada Kuzeyden gelecek ekibi arayıp beklemeye aldım. Öğleye kadar bu görüşme süreci sürdü. 

Tüm çabalarıma rağmen böylesi önemli bir konu maalesef siyasete alet edilmişti. Tüm dünyada insanlığı tehdit eden böylesi önemli konu, BM Genel Sekreteri’nin çağrısında da vurgu yaptığı gibi bu virüsle mücadeleyi siyasete alet etmeyelim şeklindeki talebi maalesef bu küçücük adada ve bu küçücük köyde Rum makamlarınca siyasete kurban edilmişti. Beni en fazla üzen yanı ise iki yıldır, birlikte çalıştığım arkadaşım Simon Mitides bu kararı verenler ile birlikte hareket etmişti. BM Barış gücü yetkilileri ile birkaç kez bir araya geldim ve sağ duyu talep ettim. Böylesi önemli bir konuda tüm dünya bir sınav verirken, bizim bu örnek köyde bu duruma fırsat vermememizi talep ettim fakat bir sonuç alamadım. Maalesef Rum hükümeti tarafından yürütülen çalışma sonunda İngiliz yetkililer Kuzeyden gelecek ekibin geçişine izin veremeyeceklerini bildirdiler. Maalesef insanlık ve sağlık bir kez daha siyasete alet edildi ve maalesef iki yıllık görev arkadaşım da kendi siyasal iktidarının böylesi çağdışı kararının yanında durdu. 

Dahası dün verdiği beyanat ile konu ile hiçbir alakası olmayan ve sadece benim talebim doğrultusunda bize yardımcı olmak mahiyetinde sorumluluk üstlenen ve bu kararın Bakanlar Kurulunda alınmasına yardımcı olan Dış İşleri Bakanı Sn. Kudret Özersay’a karşı gerçek dışı suçlamalarda bulunmuştur. 

Üzülerek ifade etmek isterim bu Sn. Simon Mitides’in bu davranışı bende hayal kırıklığı yarattı. Umarım bu davranışı ile ilgili takınmış olduğu bu tavırdan en kısa sürede vaz geçer, yaptığı asılsız suçlamadan dolayı özür diler ve oldukça hassas dengeler üzerinde duran bu köyün huzuru ve geleceği için tavrını değiştirir. Bu örnek köyün geleceği sadece burada yaşamını sürdüren halkların değil tüm adanın geleceğine de hem örnek teşkil edecek hem de etki yapacaktır. Bu vesile ile hem BM Barış Gücünü sorumluluk üstlenip bu sorunu bir an önce çözmeye ve Kıbrıslı Türk sağlık ekibinin köye gelip böylesi önemli bir sağlık sorunu ile ilgili bize düşen görevi yerine getirmemize olanak tanımaya davet eder hem de İngiliz Yüksek Komiserliği’ni bu ekibin geçişine engel olmaktan vazgeçmeye davet ediyorum.

İnsanlık ve siyasetin birbirinden ayrıştığı, gerçekçi ve eşitlik temelinde, en kutsal değer olan insanlığın esas alındığı bir yaşamın hüküm sürdüğü bir köy ve bir ada görmek dileği ile tüm Kıbrıs halklarına sağduyu, sabır ve sağlık dilerim.