Toros’tan Akıncı’ya sert eleştiriler…

Toros’tan Akıncı’ya sert eleştiriler…

Levent Kutay’ın Pazartesi Sohbetleri’ne konuk olan CTP Dış İlişkiler Sekreteri Toros, CTP’nin Akıncı’dan en büyük farkının uluslararası gücü olduğunu söyledi…

Kıbrıs Postası – ÖZEL HABER

Adayları Genel Başkan Tufan Erhürman’ın ikinci turda seçimi kazanacağı görüşünü paylaşan Fikri Toros, Akıncı’dan farklarını sıralarken, “ Uluslararası iletişim ağımız ve bağlantılarımız, bizi Sayın Akıncı’dan ayrıştırıyor” dedi.

KIBRIS KONUSUNDA SEÇİM SONRASI BEKLENTİLER…

Fikri Toros, Cumhurbaşkanlığı Seçimi sonrasında gayrı resmi 5’li konferansın gündeme geleceğini belirtirken, sadece sonuç odaklı bir müzakere sürecinin değil yüksek etki gücü olan bazı güven yaratıcı önlemlerin de gündeme geleceğini düşündüğünü söyledi.

Toros şöyle konuştu:

“Crans-Montana sonrasında ciddi bir çıkmaza giren çözüm süreci, Berlin Zirvesi’nde yeni bir şekil almıştır. Sürecin geleceği hakkında kesin bir öngörüde bulunmak için henüz erken. Liderler ilgili BM kararlarına ve müzakere parametrelerine bağlılıklarını teyit etmişlerdir. Anastasiadis’in tartışma konusu yaptığı siyasi eşitliğin içeriği de 1991 tarihli 716 sayılı Güvenlik Konseyi kararına atıf yapılarak hatırlatılmıştır. Genel Sekreterin sürecin geleceğinde farklı bir yaklaşımla yeniden proaktif olacağı da kesinleşmiştir. Sayın Guterres bu yaklaşımını, “farklı”, “aşamalı”, ve “anlamlı” kelimeleriyle ifade etmiştir. Genel Sekreter, gayrı resmi konferans için önce İngiltere’de gerçekleşen erken seçimleri, sonrasında da Brexit ve Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bekleyerek, uygun olan en erken zamanda çağrı yapabileceğini belirtmiştir. ENI ve TOTAL’in bölgedeki doğal gaz sondaj faaliyetleri, ayrıca Türkiye ve Libya anlaşması sonucu oluşan koridor bölgedeki gerginliği tırmandırmakta ve dolayısıyla Kıbrıs çözüm süreci ivediliğini korumaktadır. Bölgede sulh sağlanması, Dünya’nın önceliği haline gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimini kim kazanırsa kazansın, ertesi gün gayrı resmi 5’li konferans için kapsamlı bir ön hazırlığa başlayacaktır. 5’li konferansta sadece referans şartları değil bölgedeki gerginliğin büyümesini önleyecek bir takım güven artırıcı önlemler ve kapsamlı bir siyasi stratejik anlaşma çerçevesinin de yer alacağını öngörmekteyim. Güven Artırıcı Önlemlere vurgu yapmanın bir nedeni de BM Güvenlik Konseyi raporlarında bu konuda Rumların kaygılarını ortadan kaldıracak bir takım hatırlatmaların yer almasının, bu önlemlerin Kuzeydeki devletin statüsünü yükselteceği anlamına gelmeyeceği hatırlatmasının önemli olduğunu düşündüğüm içindir.”

MARAŞ’A TEPKİNİZ NEDEN?    

Kapalı Maraş Açılımı ile ilgili toplantıya sert tepki gösterdiğinin hatırlatılması üzerine Toros, uluslararası hukukun dışına çıkılmakta olduğunu söyledi.

Toros, “ Maraş’ın siyasi, insani, ekonomik ve hukuki önemi çok büyüktür. Kıbrıs çözüm sürecinde ayrı bir önemi vardır. BM’nin her iki kararı da BM kontrolunda bulunan bölgenin kapalı Maraş’ı içerisine alacak şekilde genişletilmesini ve tüm mülklerin yasal sakinlerine iade edilmesine çağrı yapar. Gali Fikirler Dizisi’nde de Lefkoşa Havaalanı ve Maraş’ın açılması yer almaktaydı. Ben de Kapalı Maraş’ın açılmasını çok istiyorum. Maraş’ın açılması iki tarafın da faydasına olmalıdır. Kapalı Maraş en etkili güven artırıcı önlem olarak değerlendirilmelidir. AİHM kararlarına saygılı olarak açılmalıdır. Tartışmalı bir mülkiyet söz konusu olması halinde, bunun AİHM’e taşınması gerekmektedir. Bu konu, bir öneri olarak BM’nin Kıbrıs Türk Toplumu Lideri olarak resmi muhatabı olan Cumhurbaşkanı tarafından BM’ye sunulmalıdır. Sadece KKTC Bakanlar Kurulu kararı ile ilerletilebilecek bir konu değildir. Tüm siyasi partiler arasında konsensus sağlanmalıdır. Bu konsensus da Cumhurbaşkanı ile istişare edilerek ilerletilmeli ve BM’ye bir GAÖ önerisi olarak götürülmelidir. Bunun tam aksine, UBP-HP Hükümeti bir karar almış, ardından “KKTC yönetiminde”, “LasVegas”, “Vakıf Mülkü” gibi iddialar içeren muhtelif açıklamalarla konuyu ciddiyetten uzaklaştırmıştır. Beni öfkelendiren budur. Bu açıklamalar sonrasında da BM ve AİHM, ilgili kararlarını yeniden teyit etmek zorunda kalmıştır. Takip edilen yol Kıbrıs Türk Toplumu’nu daha da yalnızlaştırmıştır ve itibarsızlaştırmıştır. Bu adım, ne kapsamlı çözüme yardım eder, ne de toplumlararası işbirliği ve güven tesis etmeye. Bunun için öfkelendim” dedi.

SEÇİM ÇALIŞMALARI VE CTP…

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için 7 aydan bu yana yoğun bir şekilde çalışmakta olduklarını da anlatan Toros, parti tabanının Erhürman’ın arkasında konsolide olduğunu ifade etti.

 Toros şöyle konuştu:

“Partimizin her kitlesiyle diyalog ve istişare içinde, parti tabanımızın arkasında tam anlamıyla konsolide olabileceği; halkın her kesiminin sempatisini ve tercihini alabieceğine inandığımız Genel Başkanımızın en uygun aday olduğuna karar verdik. Ülkenin her noktasını ziyaret ederek, herkesle yakın bilgi paylaşımı içindeyiz. Vizyonumuzu anlatıyoruz. Kazandıktan sonraki 5 yılda ne yapacağımızı anlatıyoruz. Cumhurbaşkanı’nın görevinin sadece müzakere olmadığını anlatıyoruz. Öncelikli vizyonumuz elbette iki bölgeli, iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı federal çözüme bir an önce varılmasıdır. Bizden kaynaklanmayan bir nedenle bunun ötelenmesi halinde, içte ve dışta ne yapacağımızı anlatıyoruz. Adayımızın, nitelikli kadrosuyla birlikte bu göreve hazır olduğumuzu anlatıyoruz. Kamuoyu yoklamaları ve tespitlerimiz, bu seçimin 3 aday arasında bir yarış olacağını gösteriyor. Bunlar arasında sürekli yükseliş kaydeden adayın Sayın Tufan Erhürman olduğunu görüyoruz. Bu seçimde ikinci tur olacağını ve Sayın Başkanımızın ikinci tura kalacağını görüyoruz. CTP olarak bu seçimi kazanacağımıza inanıyoruz. En yüksek şansın Erhürman’da olduğunu değerlendirmekteyiz. Hatta bu görevi nasıl ifa edeceğimizi planlamaya başlamış durumdayız.”

AKINCI’NIN AÇIKLAMALARI VE CTP TABANI…

Bir diğer aday Akıncı’nın açıklamalarının CTP tabanında etkisinin sorulması üzerine Toros, Erhürman ve Akıncı’nın nerede ayrıştıklarını şöyle anlattı:

“CTP 1970 Yılında kurulduğu günden beri, federal çözümün yegâne model olduğuna inanmaktadır. Kıbrıs Türk Toplumunun kendi vatanında etnik bir gurup değil, Federal Kıbrıs çatısı altında eşit siyasi statüde bir kurucu ortak olması gerektiği temel ilkelerinin başında gelenidir.. Sayın Akıncı da eşitliğe dayalı bir federal çözüm vizyonuna sahiptir. CTP ve Sayın Akıncı’nın Kıbrıs çözüm modeline ilişkin vizyonları örtüşüyor. Bu yarış, seçimden itibaren bizi bekleyen yeni koşullarda ve konjonktürde bu süreci, bu sorumluluğu ve bu toplumu en iyi kimin yönetebileceğini belirleyecek yarıştır… Rum tarafı, Türkiye, İngiltere, Yunanistan, BM ve AB başta olmak üzere tüm paydaşlarla en iyi diplomatik ilişkiyi kurabilecek, sorunun hukuki, ekonomik ve siyasi boyutunu en iyi göğüsleyebilecek, bunun için gerekli olan iletişim ağına sahip CTP adayı Sayın Tufan Erhürman’dır. Avrupa Parlamentosundaki Sosyalist ve Demokratlar gurubu, PES ve Sosyalist Enternasyonal ile resmi ilişkilerimiz, ayrıca uluslararası temas gücümüz, ekonomik, hukuki ve diplomatik kapasitemizle biz kendimizi Sayın Akıncı’dan ayrıştırıyoruz. Biz bu yarışa, bizi ayrıştıran bu güçle giriyoruz. Bu niteliğimizin de, her geçen gün artan sayıda seçmenin tercih nedeni olacağını gözlemliyoruz.

TC İLE İLİŞKİLER…

Son açıklamalar, Sayın Akıncı ile Türkiye Hükümeti arasında ciddi bir gerginliğe yol açmıştır.  Kıbrıs Türk Halkı’nın ortaya koyacağı özgür iradesine saygı çerçevesinde, iki ülke arasında ortak çıkarların ve özel ilişkilerin sağlıklı bir şekilde devam etmesi zaruridir. Bu yüzden olası sıkıntıların giderilmesi için tarafların gereken yapıcı yaklaşımı esirgemeyeceklerine inanıyorum.

BREXİT VE KUZEY KIBRIS…

İngiltere ile yeni koşullar içinde nasıl bir işbirliğini geliştirebiliriz? Bu, somut projeler bazında müzakere edilmelidir. Siyasi açıklamalarla bu işler olmaz. Türkiye birtakım ticari anlaşmalar için müzakere ediyor. Biz de Birleşik Kırallık’la nasıl bir işbirliği modeli geliştirilebileceğimizi istişare etmeliyiz. Hayale kapılmamak lazım. Kıbrıs’ta iki egemen İngiliz üssü vardır ve bunlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nın kontrolündedirler. Kıbrıs Cumhuriyeti ile Birleşik Kırallığın özel ilişkileri ve iki taraflı anlaşmaları da vardır. İngiltere, AB’den ayrıldı diye Kıbrıs Politikasını değiştirmez. Halkı yanıltan açıklamalar var. Sayın Tatar’ın son İngiltere ziyaretinde yaptığı bir açıklamada söyledikleri ve daha sonra Başbakan Johnson’un bu söylemleri yalanlaması, toplumumuzu itibarsızlaştırmıştır.  Özersay’ın doğrudan ticaret fırsatlarına ilişkin açıklamaları da maalesef aynı sonuca hizmet etmiştir. Bunlar bugünkü koşullarda olası değildir. Mümkün olan nispette ilişkilerimizi nasıl geliştirebileceğimizi elbette değerlendirmeli ve müzakere etmeliyiz.

GEÇİŞ NOKTALARININ KAPATILMASI…  

Çok büyük bir yanlış. Derin bir hayal kırıklığı yaşadım. Ada’da karşılıklı dolaşımın önemi ortada iken, ticaretin önemi ortada iken, açılan yeni kapıların bariz etkilerinin yaşanır olmasına rağmen, Rumların tek taraflı olarak almış oldukları bu kararının yanlış olduğunu ve etkilerinin olumsuz olacağına inanıyor, dolayısıyla kınıyorum… Sağlıkla ilgili teknik komite Korona Virüse karşı ortak önlemleri gündemine almış ve 3 Şubat’ta istişare etmiştir. Çalışmalarına devam etmektedir. Bugüne kadar Ada’da herhangi bir vakaya rastlanmamıştır. Ortak önlemler istişare edilirken Rum hükümetinin tek taraflı kararı, çalışmalara gölge düşürmüştür. Korona Virüs ölümcül bir virüstür ve ülkeler buna karşı önlem almalıdırlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün, alınması gereken önlemlerle ilgili bir mevzuatı vardır. Ülkeler bu mevzuatı yerine getirmek için çalışıyor. Güney Kıbrıs’ın aldığı kararı bu bağlamda değerlendirmek istiyorum. Umarım, iki toplumlu teknik komite ortak önlemler belirler, bunlar uygulamaya girer ve geçişler daha fazla geç kalmadan normale döner. Güven tesisine ihtiyaç varken bu tür engellemeler asla kabul edilemez.”