‘Ülkede kaos var. Devlet yakında maaş da ödeyemeyecek’

‘Ülkede kaos var. Devlet yakında maaş da ödeyemeyecek’

Çiğdem AYDIN

KKTC’nin çok ciddi bütçe açıklarının olduğunu, buna karşın Türkiye ile ekonomik protokolün imzalanmadığını belirten Maliye eski Bakanı Birikim Özgür “Bu durum KKTC’nin raydan çıktığını gösteriyor. Devlet kepenk indirmiştir. Böyle giderse yakında maaşları da ödeyemeyecek” dedi.
Diyalog’a konuşan Özgür, sendikaların içeriğini bilmedikleri kamu reformu konusunda tehditlere başladığını söylerken “Grev yaparım, onu yaparım bunu yaparım diyorlar. Nedir yani bu haydutluk?. Bu ülke tehditlerle mi yönetilecek? Yeter artık” diyerek sistemin kilitlendiğine dikkat çekti.

Birikim Özgür, Diyalog’un sorularını şöyle yanıtladı:
Soru: Türkiye ile Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü neden imzalanmadı? Yaşanan sıkıntılar nedir?
Özgür: Çok ciddi bir bütçe açığı var, bunun dış finansman ile kapatılması gerekiyor. Mesele sadece kamu maliyesi bakımından irdelenmemeli. Yani kamunun giderleri ile ilgili bir finansman açığı vardır ama esasta ekonomik büyümeyi sağlayabilmek için de çok ciddi kaynaklara ihtiyacımız var.
Bizim yerel gelirlerimiz sadece cari harcamalara yetebiliyor. Özel sektör projeleri finanse edebilecek bir gücümüz yok. Dış finansman kaynağına ihtiyacımız vardır. Başka ülkeler bir önceki yılın haziran ayı itibariyle dış finansman açığını nasıl kapatabilecekleri ile ilgili gerekli anlaşmaları imzalarlar ve bir sonraki yılın bütçelerini hazırlarken o anlaşmalara göre kaynaklarını ayırırlar.
Bunun da ötesinde çok iyi biliyoruz ki bu dış yardım mekanizmasının bir dış faktör olarak bizim sistemimizi düzeltmemize katkı sağlayan çok önemli bir enstrümandır.
Örneğin elektrik konusuna bir çerçeve çizeceksek bu dünya ile etkileşim yaparak yapmalıyız. Veya bir vizyon belirlerken diğer konularda dahi bir protokolün imzalanmamış olması demek bizim raydan çıkmamız anlamına geliyor. Bugün eğer bir kaos varsa, raydan çıktığımız görüntüsü varsa, bunun sebebi bizim dünya ile etkileşimimizin olmamasıdır.
Vizyon sorunumuz olması da bu protokolün hala imzalanmamış olmasıdır.
Elektrikte veya başka hususlarda sistemin önü açılmak zorundadır. Şimdi sendikalar daha kamu reformunun içeriğini bilmeden tehditlerine başladılar.
‘Grev yaparım, onu yaparım, bunu yaparım’ nedir yani bu haydutluk… Bu ülke tehditler ile mi yönetilecek yeter artık. 10 yıllardır bu sistem kilitlendi kaldı. Değişim bu yüzden olmuyor, tehditlerle ülke yönetiliyor, bir protokol imzalanacak, gerekli siyasi irade gösterilecek ve geri adım atılmayacak bu iş aslında bu kadar basit.

Devrime ihtiyaç var

Soru: KKTC hükümetleri yapması gerekenleri yapabiliyor mu?
Özgür: Bu aşamada KKTC’de bu bütçe açığı ile kepenk indirilmesi gerekirdi. ABD kadar olamadık bu konuda. Dış finansman kaynağı için, imzalar altılamadığı için devlet kepenk indirmiş durumdadır demek yanlış olmaz. Böyle devam ederse devlet yakında maaş da ödeyemeyecek. Sürekli fonlar konuluyor, marketlerdeki pahalılık da buradandır. Gizli zam anlamına geliyor. Bu halkın geneline mi hitap eder bunun sonu yok. Devlet yönetirken ya zam yaparsınız ve mevcut statükoyu finanse edersiniz, ya da bu statükoyu değiştirecek adımlar atarsınız ve devrim yaparsınız. Bizim ülkemizde devrime ihtiyaç vardır.

Soru: Kıb-Tek konusunda yaptığınız açıklamalar ilgili bazı kesimler tarafından eleştiriliyor bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özgür: Ben belki de söylemeyi beceremiyorum ama benim tarzım her şeyi açıklıkla konuşmaktır, bu yüzden de hoşlanılmıyor. Siyasiler belki süreç içerisinde çözmeyi düşünebilir bazı sorunları ama bugüne kadar da hiç bu iletişim stratejilerinin bir işe yaradığını görmüş değilim.
Hiçbir sonuç elde edilmiş değil, vizyona dayalı her hangi bir şey yapıldığı yok ülkede, dolayısıyla ülkedeki tıkanıklığı tespit edip ifade etmek gerekiyor.
Halkın bilinçlenmesi sayesinde ancak bu süreçlerin önü açılabilir. Statüko bunu istemiyor. Tepki gösterenlerin bir stratejisi vardır. Günün sonunda bir kurulu düzen var, bunun devam ettirilmesini istiyorlar. Vatandaşın yüksek fatura bedellerini ödemesine rağmen hiç seslerinin çıkmasını, kimsenin düzene çomak sokmasını istemiyorlar.

Soru: Kıb-Tek hemen her gün tartışılıyor. Son gelişmelerle ilgili görüşleriniz nedir?

Özgür: Dünyada enerji politikalarının nereye doğru seyrettiği çok net bilinmelidir. Maliyetlerin düşürülmesi, daha temiz enerji üretilmesi ve rekabetin sağlanması bu üç noktadır vatandaşın lehine sonuçlandıracak olan.
Özellikle rekabetin arttırılması boyutu çok da hoşlanılmayan bir boyut… Çünkü mevcut yapıda bir serbestleşmeyi getirecek bir olgu bu. Dünyada böyle bir trend var. Tekel rantının ortadan kalkması gerekiyor ama bizde 90’lı yılların ortalarına kadar Güneyden elektrik alıyorduk. O süreç boyunca 10 yıllarca bağımlıyız Rumlara. ‘Böyle rezillik mi olur?’ diyen hiç kimse yoktu. Alıyorduk elektriği hiç ödeme yapmıyorduk. Kuzey’de satıyorduk parasını da vermiyorduk. 95 yılından itibaren bir de santral hediye etti bize Türkiye. Türkiye’nin bize elektrik konusunda yaptığı yatırımlar 200 milyon doların üzerindedir ve nihayetinde bir kamu yapılanması oldu o aşamada.
Şimdi gelinen aşamada daha uygun maliyetli, daha temiz ve daha ucuz elektrik piyasası oluşturma hedefi var ama bu rekabet konusunu Türkiye’nin o dönem yardımı ile kurduğumuz sistem ret ediyor. Sadece biz var olalım bu yapı içerisinde yeri gelir yenilenebilir enerjiye de taş koyalım, yeri gelir kabloya da karşı çıkalım, yeri gelir örneğin; mevcut arz yetersizse arz güvenliği sağlamaya yönelik devlet herhangi bir adım atacak olursa bunu illaki Kıb-Tek yapsın deniyor. Bu konularla ve gelinen aşamada görünen şu devlet aciz durumda, kamu bu politikaları yönetemiyor.

Kıb-Tek yönetilemiyor

Soru: Neden böyle oldu?

Özgür: Çünkü yıllardır konuşulmasına rağmen bir enerji dairesi oluşturulamadı. Bir enerji dairesi kurulabilse ve ticaretten ari bir şekilde devlet bu piyasayı denetleyebilse, planlayabilse vizyonları oluşturup halka dese ki budur, bu devletin enerji alanındaki hedefi. Çok daha kolay olacak bu iş ama bizde kriz odaklı bir yönetim var.

KIB-TEK ‘te hiç kriz olmadığı bir dönem hatırlamıyorum bu bir tesadüf müdür? Hayır, bu bir yönetim metodudur. Bir kriz odaklı yönetim yaratırsınız ve güçlü olanın istediğini alabildiği koşullar yaratırsınız suyu bulandırarak veya vizyon odaklı bir politika ile halka dersiniz ki; ‘bakın önümüzdeki 5 yılda şu adımları atacağız, üretimde arz çeşitliliği şu şu ihalelere çıkılacak, dağıtımda maliyetler şu kadardır vs…’ gibi hedefleri anlatır ve o hedefleri hayata geçirirsiniz. Kıb-Tek ‘te ne yazık ki bu dönüşümü liderlik göstererek yapabilmiş değiliz.