Yüksek Mahkeme Başkanı’ndan çarpıcı açıklamalar: Basın özgürlüğüne biz önem vermekteyiz ancak…

Yüksek Mahkeme Başkanı’ndan çarpıcı açıklamalar: Basın özgürlüğüne biz önem vermekteyiz ancak…

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik, “Ülkemizdeki yargıya notum tamdır” dedi ancak yaşadıkları sıkıntılara da değinmeden geçemedi.

Dilek Kırıcı-Haberci

Yargı…

Onları ağlarken göremezsiniz…

Kahkahalarını duyamazsınız…

Minik minik saklanmış sevgi sözcükleri de olmaz onların anlatımlarında…

Onların elleri vicdanında, gözleri mevzuatta, kulakları sanığın şahadetindedir.

Yüzlerce insana adalet dağıtırlar…

Hiç mahkemelere yolunuz düşmediyse bilmezsiniz.

Orada ayrı bir dil geçerlidir.

Bir sanığın, bir hükümlünün bir tanığın söylediklerini vicdan teknesinde harmanlayarak karar verirler.

Verdikleri kararla büyürler; yücelirler…

Yaşadığın hayat başkadır, mahkeme salonları başkadır.

Soğuktur, üşürsün…

Serttir, korkarsın…

Gridir rengi, solarsın…

Issızdır, yapayalnız kalırsın…

Tutunacağın tek canlı dal kalmıştır…

Oda adaletin terazisidir.

Hukuk işlerinden çok anlamam…

Allah kimseyi düşürmesin ama düşürürse de yukarıda yazdığım gibi eli vicdanında olanına düşürsün.

Adaletin en üst makamı…

Yüksek Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik…

Makamında yaptığımız bu ikinci röportajım…

Mahkeme binasını tarih kokan koridorlarında biraz ürperiyorsunuz…

1427’ de Lüzinyan’ların Lefkoşa’da yaptıkları bir saraydı bu bina…

“Dük” veya “Vali”nin ikametgâhı olarak kullanılırdı.

Daha sonrasında Lüzinyan Kraliyet Sarayı…

Ve 1570’de Osmanlı valilerinin konağı…

1904 yılında yıkılarak yeni binalarıyla bugüne gelmiş tarihin soluğunu hissettiğiniz yer burası…

Yüzünden gülümsemesi eksilmeyen bir yüz Narin Hanım…

32 yıllık yargıç…

Memleketin suç haritasını çıkaracak kadar bilirkişi…

Gazete sayfalarına yansıyan, yansımayan birçok konuda konuştuk…

Yaklaşık 2,5 saatin nasıl geçtiğini anlamadım…

Yargıyı, adaleti biraz daha yakından tanımaya geldik…

Konular ciddi olsa da…

Sohbet tatlı…

ÖZGÜRGÜN DAVASI…

Soru: Eski Başbakan Özgürgün’ün dokunulmazlığı kaldırıldı, nasıl bir yargı süreci olacak? Basına, yayın, yorum ve resim yayınlama yasağı getirmeyi düşünüyor musunuz?

Narin F. Şefik: Dokunulmazlığı olduğu için, ceza davasının dosyalanması mümkün değildi. Şu an dokunulmazlığı kalktığı için ceza davasının dosyalanma aşamasına gelinmiştir diye tahmin ediyorum. Bir bilgim yok, çünkü davalar dosyalandığı zaman bilgim olur.

Yüksek mahkeme olarak basın için ayrıca önlem almayı düşünmüyoruz, hangi yargıcın önünde bu dava devam edecekse tedbir alma hakkı o yargıcındır. Kapalı celseye müracaat edilir mi? Bilmem… Genelde küçük çocuk davaları, cinsel suçlar gibi davalar kapalı celsede görülür. Ama avukatlarından biri kapalı celse olması istemiyle müracaat ederse onu yargıç değerlendirir. Böyle bir davada, öyle bir müracaat olmasını da beklemem. Esas olan yargılamanın açık olmasıdır. Açık yargılamadan farklı bir talebiniz olduğunda bunun da farklı yorumları olabilir. O nedenle Sn. Özgürgün’ün avukatlarının böyle bir talebi olacağını tahmin etmiyorum.

TANIKLAR HAZIR DEĞİLSE…

Soru: Yargı önüne çıkacak olan kişi, Başbakanlık yapmış bir siyasetçidir. Bu davada ertelemeler çok yaşanır mı, dava uzar mı?

Narin F. Şefik: Diğer davalardan farklı olacak bir dava değil. Herhangi bir ceza davasının takip ettiği prosedürü takip eder. İddia makamında, savcının tanıklarını hazırlamasına, sanığın tanıklarının hazırlanmasına ve mahkemede hazır bulunmalarına bağlıdır. Tanıklar hazır olmadığında bu bir tehir nedenidir. Mahkeme eksenindeki tehir dava yoğunluğundan olabilir.

Ama böyle bir davada bu konu tehir nedeni olmayacak. O nedenle tanıklar ve taraflar gününde hazır olduğu takdirde bu davanın ertelemesiz seri olarak devam etmesi gerekir. Kamuoyuna bu kadar mal olmuş bir davanın mahkemesi, başka ceza davası devam ediyor buna vaktim yoktur deme olasılığı azdır. Savcılık ve sanık avukatı tehir talep ederse, evet o zaman mahkeme onu tehir eder.

OTORİTEYİ KÜÇÜK DÜŞÜREN YAZILAR

Soru: İlk kez bir Başbakan yargı karşısına çıkacak, dava süresince Sn. Özgürgün’ün itibarını, haysiyetini ve masumiyetlik karinesini korumak için önlem alacak mısınız?

Narin F. Şefik: Tüm davalarda, verilen şahadetin (dava ile ilgili bildiklerinin mahkemede anlatılması) gazetelerde yer aldığını görüyoruz. ‘Yorum’ yapılmaması gerekir, bunu yapmak suçtur. Mahkemeler Yasası’nın 52. Maddesi’nin 1. Fıkrası’nın C Bendi’nde, “Davanın kararlaştırılmamış olduğu noktada işlemi yanlış aksettiren veya işlemin adil bir şekilde görülmesine halel getirici nitelikte olan ve adaletin seyrini engelleyen veya geciktiren veya işlemi huzurunda yapıldığı yürütüldüğü kişinin otoritesini küçük düşüren yazı yayınlayan, konuşma yapan harekette bulunursa bu bir suçtur.”

“YARGIÇ MANİPÜLASYONUN ÖNÜNE GEÇER”

Soru: Mahkemedeki konuları manipüle etmek suç mudur?

Narin F. Şefik: Manipüle yapılıyorsa hemen polise şikâyette bulunulması gerekir. Biz mahkeme olarak bu gibi konularda çok zorlanıyoruz. Sanık, manipülasyon yapıldığı iddiası ile şikayette bulunabilir.

Mahkeme salonunda, mahkeme binasında, koridorda ve mahkemenin bahçesinde resim çekmek suçtur, fakat mahkeme bahçesinde çekilenlere çok müdahalede bulunmuyoruz. Her gazete basın etik kurallarına uyar mı uymaz mı bence o da tartışılır. Keşke yüzler ve isimler gazetelerde yayınlanmasa. Biz bu konuları tartıştık ama yasaklama yönüne gitmedik.

Yargıç eğitimiyle, kişiliğiyle karar verebilecek yetenektedir. Manipülasyonların önüne geçer. Basın özgürlüğüne biz önem vermekteyiz ancak basının kendi iç denetimiyle bazı şeyleri yapmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Yargıçlar, gerekli olduğunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına atıfta bulunur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin bizde geçerli olduğunu birçok içtihatlarımızda (yasa tarafından hüküm belirtilmemiş bir konuda önceki bir mahkeme kararını esas almak) kabul etmiş bulunuyoruz. O nedenle belirli konularda karar verirken Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına bakıyoruz.

Mahkeme kararlarının basından etkilendiğini kesinlikle kabul etmiyorum. Zaten kabul ettiğim anda burada olmamam lazım. Kabul etsem, bu kurumun düzgün çalışmadığını kabul etmem gerekir. Biz bu kurumun en iyi biçimde çalışması için gayret sarf ediyoruz.

Benim bütün yargıçlarıma söylediğim, huzurunuzdaki şahadete (dava ile ilgili bildiklerinin mahkemede anlatılması), mevzuata ve bilginize dayanarak karar vermeniz gerekir. Örneğin sizin siyasi görüşleriniz, konu ile ilgili özel ilgi duyduğunuz bir konuysa eğer, doğa veya çevreciyseniz, o görüşlerinizi bir kenara bırakıp, sadece mevzuat ve önünüzdeki şahadete bakarak karar vereceksiniz.

YARGIÇ KARARLARI…

Soru: Yargıçların kararları, hukuk sisteminin kendi içerisinde değerlendiriliyor mu? 

Narin F. Şefik: Denetleme bir karar istinafa gelirse, yani Yargıtay’a gelirse orada denetlenir. Doğru mu, yanlış mı, şahadet yanlış mı; değerlendirilir. Mevzuatın yanlış mı yorumlandığına bakılır. İçtihatlara bakılıp bakılmadığı İstinaf Mahkemesi’nde denetlenir, orada karar ya iptal edilir ya da onaylanır.

Yüksek Mahkeme’nin denetlenmesi ise dava süreçlerinin çok uzamasıyla ilgilidir. Tek tük eski dosyalar var. Mesela Lefke’de 2015 yılından bir dosya var. Güzelyurt’ta bir dosya var. Girne, Lefkoşa ve Mağusa’da sayı daha kabarıktır.

Öncelikle yılsonuna kadar bunlar temizlensin istiyorum. Bu bir denetlemedir. Bize her ay listeler gelir, yargıçların ne kadar dava bitirdikleri, ne kadar karar yazdıkları, karar için ertelenen dosyaların ne kadar zaman içinde sonuçlandığı… Bütün bunları Yüksek Mahkeme gördüğü için mesela bir seneyi geçtiyse ve daha karar verilmediyse o yargıç ikaz edilir.

Bir yargıç belirli hukuki noktayı bir arkadaşıyla tartışmak isterse onu muhakkak yapabilir. Heyet dışında bir yargıcın biriyle konuşması kabul edilebilir bir şey değildir. Heyette oturumdaysanız, heyet arkadaşlarınızla tartışabilirsiniz. Zaten verdiğiniz kararı hiç kimsenin bilmemesi lazım, ta ki açıklanana kadar. Onun için genellikle heyet dışında dava tartışılmaz. Meğerki hukuki boyutta bir pürüz var ve daha fazla bilgi almak istersiniz o zaman danışılabilir.

Yüksek Mahkeme Yargıçlarına hiçbir zaman danışılmaz. Bu yargıç bağımsızlığını sıfırlar.

Ağır Ceza’da üç yargıç oturur. Ortada olan en kıdemlisidir. Heyetin oturum başkanıdır. Eğer o heyet tartışırken ceza davasında biri 12 sene der, biri 6 sene der veya istinafta da biri beraat; diğeri mahkumiyet derse o zaman farklı karar yazılması gerekir. Karar, heyet üç kişi ise ikiye bir sonuç çıkar. İki kişinin dediği kazanır. Ama diğerinin de farklı oyu belirtilir.

“YÜKSEK MAHKEME YARGIÇ SAYISI ARTMALI”

Soru: Yargıç sayısı ülke nüfusuna göre yeterli midir?

Narin F. Şefik: Toplam yargıç sayımız 46’dır. Ülke nüfusunun kaç olduğu bir sorundur malum… 36 Kaza Mahkemesi Yargıcı, 8 de Yüksek Mahkeme Yargıcı vardır. Şu an 60’a kadar yargıç sayısı çıkabilir. Mahkemeler Yasası bize bu olanağı tanıyor. Gün gelir daha fazla yargıç istersek, Mahkemeler Yasası tadil edildikten sonra bu rakam yükselebilir.

Yüksek Mahkeme Yargıcı, Anayasa’da olduğu için 8’in üzerine çıkamayız. Anayasa değişikliği olduğu takdirde, Yüksek Mahkeme Yargıçlarının da çoğaltılması gerekir.

MAHKEME BİNASI KONUSU…

Soru: Davaların görüldüğü duruşma salonları çok küçük. Avukatlar ve aile yakınları salonlara sığmıyor. Bu konuda ne dersiniz? 

“Yüksek Mahkeme Başkanı olarak Hükümet’ten taleplerinizi çok yüksek sesle duyuramıyorsunuz” gibi bir genel kanı var. Hatta bir talebinizin karşılığı siyasetin içinde istismar edilebilir kaygısı taşıyor da olabileceğinize dair kanıdır bu. Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?

Narin F. Şefik: Kaç senedir bize bir arsa tahsisi var oraya bina yapmamız için. Biz daha projeyi bile hazırlatamadık. Bütün bunlarla da bizim ilgilenmemiz gerekir. İki arkadaşa görev vermiştim ama üzgünüm ki onlar da daha bir şey yapamadılar. Verilen bina yeri Metehan’dadır. Burada işi olanın oraya gidip gelmesi nasıl olacak?
Geçen gün Başbakan’a gittiğimde bu konuyu da konuştuk. Bu bölgede bir mahkeme binası olması bizim için çok ideal olur.
Bina sorunlarımız hat safhadadır. Talep ederiz ama ben size konuşurum, açılışta konuşurum, onun dışında bir beyanat vermem. Başbakan’la konuşmamız çok olumlu geçti, bekliyoruz. Lefke’de Mahkeme yok, Güzelyurt’a taşındık.

Soru: Mahkemelerdeki personel sıkıntısını aşabildiniz mi?

Narin F. Şefik: Yatay geçişlerle ilgili büyük bir sorunumuz var. Mahkemelere 2018’de 48, 2019’da ise 11 kişi alındı. Toplamda 59 kişi gibi görünüyor. 2018-19’da toplam 19 kişi mahkemelerden emekli oldu. Başka kuruma yatay geçişle giden personel sayısı da toplamda 26’dır. Ne yazık ki bunların çoğunluğu öğretmendir. 59 kişi aldık diye sevinirken, bize 14 kişi kaldı. İnsanların mahkeme kadrolarını basamak olarak kullanması önlenmeli ve önüne geçilmelidir. Bir düzen getirilmesi gerekmektedir. Siz eğitirsiniz, eğitim verirsiniz o da yatay geçişle başka daireye geçer.

REFERANDUMLA İLGİLİ GÖRÜŞÜMÜZ OLAMAZ

Soru: Anayasa değişikliğine nasıl bakıyorsunuz? İki görüş var, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte olsun, fazladan maliyet çıkmasın diyen Başbakan Ersin Tatar ve Anayasa değişiklik referandumu bağımsız olsun, bir seçimin gölgesinde kalmasın diyen Anamuhalefet Başkanı Tufan Erhürman var. Siz ne dersiniz?

Narin F. Şefik: Referandumun ne zaman yapılması gerektiği konusunda bizim bir görüşümüz olmaz. Onu siyaset belirler. Biz siyasilerin kararına göre yaparız. Benim sadece söyleyebileceğim Cumhurbaşkanlığı seçimi bizim şu an seçim türleri içerisinde en basit ve en hafifi, rahatıdır. Tek oy pusulası olduğu için en erken neticelenendir. Aynı anda bir referandum olması bizim için herhangi bir sorun değildir. Rahatlıkla referandumda yapabiliriz.

Sadece Genel Seçim’le birlikte referandum yapılmak istenmesi halinde, zaten Genel Seçim’in yapılmasıyla ilgili büyük sorunlarımız var. Seçim yasasının değişmesi gerektiğini hep söylüyorum. O seçimle birlikte olmak istenirse “yok hayır yapamayız, mümkün değil” diye söylerim. Onun dışında referandum Anayasa değişikliği ne zaman yapacağı noktasında YSK’nın bir görüşü olamaz.

2014’deki içerik bizimle de istişare edilerek hazırlanmıştı. Onunla ilgili bizim bir sorunumuz yoktur. Referandumda bir başarısızlık olunca, bizim eski Başkanımız Sn. Şafak Öneri’nin önderliğinde, biz sadece yargıyı ilgilendiren bir taslak hazırlayıp bütün siyasi partilerle paylaşmıştık. Tüm partileri gezdik ve Mahkemeleri ilgilendiren bölümün referandum yapılmasını istemiştik. Herkes çok iyi fikir demişti. Sadece Sn. Cemal Özyiğit şimdi zamanı değil demişti.

İyi fikir denildi ama gündeme bile çıkmadı. Şu anda benim bildiğim Anayasa değişikliği üç noktada düşünülüyor. Nitekim Başbakan’da bana onu söyledi. Yüksek Mahkeme’nin yargıç sayısı, Yüksek Mahkemelerdeki ve Kaza Mahkemelerindeki yargıçların emeklilik yaşı… Çünkü Kaza Mahkemelerindeki yargıçların emeklilik yaşı 60’dır. Yüksek Mahkemede ise 65’dir. Ve üçüncüsü de dokunulmazlık noktasıdır. Şu anda benim bildiğim düşünülenler bunlardır.

“YARGI HÜR İRADESİ İLE KARAR VERİR”

Soru: Yargı bağımsız mıdır?

Narin F. Şefik: Evet bağımsızdır. Kimsenin bize direktif verme çabası da yoktur zaten. Yargı hür iradesi, önündeki şahadet ve mevzuata göre karar verir. Bunun aksini söyleyen varsa da gelsin söylesin.

YARGIÇLIK SÜRECİ…

Soru: Nasıl Yargıç olunuyor?

Narin F. Şefik: 5 yıl avukatlık yapmış olması gerekir. Çok kapsamlı bir müracaat formu vardır. Onunla müracaat edilir. Hangi davalarda bulunduğunu, hangi duruşmaları yaptığını, bilhassa Yüksek Mahkeme’de o davalarını da yazarak CV ile başvuruyor. Sonra biz müracaat edenlerin isimlerini bütün Kaza Mahkemesi Yargıçlarına gönderiyoruz.

Kaza Mahkemesi Başkanları, diğer Kaza Mahkemesi Yargıçları ile istişare ederek her aday için bize bir rapor gönderir. O raporlarda da sorular vardır. Duruşma yapma yeteneği, araştırma yeteneği, meslektaşlarıyla istişare yeteneği, yargıca karşı tutumu, personelle iletişimi hepsi sorular halinde hazırlanmıştır. En sonunda Kaza Mahkemesi Başkanı kendi görüşünü de yazarak bu kişinin yargıç olması için daha 40 fırın ekmek yemesi lazım, biraz daha gayret ister, ilgisizdir gibi yorumunu belirtir.

Biz kendilerinin bize verdikleri dava dosyalarını hep getirtiriz. O dosyaları inceleriz. Hatta o dosyayı gören yargıca da telefon açar fikrini sorarız. Senin önünde bu davayı yaptı, görebildiğin kadarıyla nasıldı diye sorarım.

Ve mülakat yaparız. Sözlü mülakatta, sözlü olarak özgeçmişlerini anlatırlar. Niçin yargıç olmak istediklerini söylerler. Orada konuşma halini görürüz. Ondan sonra çok zorlayıcı olmayan hukuki bir soru sorarız. Orada da ayaküstünde düşünce ve anlatma yeteneğini ölçüyoruz. Başka yapabileceğimiz bir şey yoktur. Bu sistem çok iyi çalışıyor.

Ülkemizdeki yargıya notumu sordunuz; Notum tamdır.