‘Maraş konusunda titiz bir hazırlık yapılmalı’

‘Maraş konusunda titiz bir hazırlık yapılmalı’

1974’ten bu yana kapalı durumda bulunan Maraş’ın açılması konusunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) çalışmaları sürerken, emekli büyükelçi Tugay Uluçevik, bu konuda diplomatik alanda hazırlık yapılması gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın “Kapalı Maraş’ın açılması laftan ibaret değildir” söylemiyle konunun gündemin üst sıralarına yükselmesinin ardından Uluçevik, “Uluslararası toplumdan bazı sesler gelirse titiz ve dikkatli bir diplomasiyle amaç anlatılarak konunun üstesinden gelmeye dönük bir çaba yürütülmelidir” dedi.

Hüseyin Hayatsever-Cumhuriyet

KKTC hükümeti, 1974 öncesi adanın ünlü turizm merkezi olan kapalı Maraş’ın açılması için geçen yılın haziran ayında envanter çalışması yapma kararı almıştı. KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, temmuz ayında Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Maraş’ın eski sakinlerinin ve vakıflar idaresinin mülkiyet haklarına zarar gelmeyecek bir şekilde Maraş’ı açmayı hedeflediklerini söylemişti. KKTC Başbakanı Ersin Tatar ise eylül ayında Ankara’da yaptığı açıklamada, kapalı Maraş’ta hak iddia edenlerin Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuracağını belirtmiş ve Maraş’ın 10 yıl içinde tamamen açılabileceğini ifade etmişti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile birlikte önceki gün Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) düzenlediği ve kapalı Maraş’ta düzenlenen “Hukuki, Siyasi ve Ekonomik Yönleriyle Kapalı Maraş Açılımı” başlıklı toplantıya katıldı. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın Ankara’dan tepki çeken “Türkiye’ye bağlanma ihtimali korkunç” açıklamasının hemen ardından gerçekleşen toplantıya, nisan ayında düzenlenecek KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Başbakan Ersin Tatar, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay ve CTP’li Sibel Siber de katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, KKTC hükümetinin kapalı Maraş’ın açılması çalışmalarıyla ilgili “Kapalı Maraş’ın açılması laftan ibaret değildir” dedi.

Bir dönem Dışişleri Bakanlığı’nda Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcılığı görevini de yürüten emekli büyükelçi Tugay Uluçevik, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, Maraş’ın KKTC topraklarının bir parçası olduğunu ve bu konuda bir egemenlik tartışması olmadığını vurguladı. “KKTC hükümeti, Maraş’tan ne şekilde faydalanılacağını araştırmaktadır. Çünkü Maraş’ta büyük bir ekonomik değer vardır” diyen Uluçevik, Maraş’ın açılmasının daha önce birçok kez gündeme geldiğini anımsattı. Maraş’taki statükonun, BM’nin yakın takibinde olduğunu vurgulayan Uluçevik, “KKTC, Maraş konusunda kararlılıkla adımlarını atmaya ve Türkiye de KKTC’ye bu konuda destek vermeye hazırsa uluslararası planda ortaya çıkabilecek tepki ve baskıları göğüslemeye de hazır olmalılar” dedi. BM Genel Sekreteri’nin raporlarında, “Maraş’ta statükonun korunması gerektiğine” vurgu yapıldığını kaydeden Uluçevik, “BM’den bu konuda bazı sesler yükselebilir. Bu konuda yoğun diplomasi yapmak gerekecektir. Bunları da dikkate alarak KKTC’nin kendi toprağında kendi yetkilerini kullanması uygun olacaktır” diye konuştu. KKTC’nin bu konuda yürütülecek diplomasi için Türkiye’nin desteğine ihtiyaç duyacağını belirten Uluçevik, “Uluslararası toplumdan bazı sesler gelirse titiz ve dikkatli bir diplomasiyle amaç anlatılarak konunun üstesinden gelmeye dönük bir çaba yürütülmelidir” ifadelerini kullandı. 

İNİSİYATİF KULLANDI MARAŞ’I ALDI

Kıbrıs’ta Maraş bölgesi, Türkiye’nin 1974’te düzenlediği Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, emirlere uymayan 28. Tümen Komutanı Tümgeneral Osman Fazıl Polat’ın kendi yetkisini kullanması sonucu alınmıştı. “Magosa Fatihi Polat Paşa” olarak anılan Tümgeneral Osman Fazıl Polat, güçleriyle birlikte Maraş’a girdiğinde, yerleşimin Rum Milli Muhafızları ve Barış Gücü askerleri tarafından talan edildiğini görüp bölgeyi yasak bölge ilan etmişti.

Tümgeneral Osman Fazıl Polat’ın oğlu, gazeteci Yılmaz Polat’ın “Parola: Kıbrıs” adlı kitabında yer alan bilgilere göre, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında, Polat Paşa, Genelkurmay Başkanlığı ile Kolordu Komutanlığı’nın Magosa’nın yalnızca Türk kesimine girilmesi, planın dışına çıkılmaması gerektiği yönündeki emirlerine uymadı ve Maraş’ı aldı. Tümgeneral Polat, emre uymamasına gerekçe olarak Maraş’ın stratejik açıdan çok önemli olmasını gösterdi ve Maraş’a girilmesini “harp ceride”lerinde (harp günlüğü) şöyle anlattı:

“Tümenimize Magosa’nın Türk kesimi ile birleşmesi hedef olarak verilmişti. Bu şehrin yarısının ele geçirilmesini emniyet bakımından yeterli görmedim. Maraş kesimi dahil bütün şehrin ele geçirilmesini teklif ettim ve bu planı kendi inisiyatifimi kullanarak teklif ettiğim şekilde uyguladım. 15 Ağustos, saat 15.00’te, Magosa varoşlarına vardık. Bizim Magosa’ya yaklaştığımızı gören Rum Milli Muhafızları, sivil halkı, özellikle zenginleri, ‘Türkler geliyor’ diye Maraş kesimini boşaltarak, Magosa ve Maraş’ı savunmak için tertiplenmişlerdi. Maraş’taki zengin dükkân ve evlerdeki altın, inci, pırlanta, saat, para gibi kıymetli eşyaları yağma etmişlerdi. Maraş’a ilk girdiğim zaman bu manzaraları bizzat gördüm. Bu arada bir kısım Barış Gücü askeri de bu yağmaya katılmışlardı. Bizim zamanımızda yakalananlar var. Maraş’ı yasak bölge ilan ettim. Türk ve Rum kimseyi bırakmadım. Bu suretle her türlü yağmacılık ve talanın önüne geçtim. Bu hususu Rum temsilciler Meclisi Başkanı Klerides de televizyondan Rum halkına ilan etti. Maraş’ı zengin turistik bölge olduğu için almadım.”

Gazeteci Yılmaz Polat, Maraş bölgesinin; 12 Eylül cuntasının başı, eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in söylediği gibi, “Rumlara pazarlık karşılığı verilmek üzere alınmadığını” da gündeme getirmişti.