YÖK’ü iyi anlamak lazım

YÖK’ü iyi anlamak lazım

Dr. Ziya ÖZTÜRKLER-KIBRIS GAZETESİ

Bu konuda herkesin dikkatli konuşması ve alınan kararları iyi yorumlaması lazım…
Birincisi TC Yüksek Öğretim Kurulu üniversitelerimiz can damarı…
Olaya sadece TC’den öğrenci gönderen ve kuralları belirleyen kurul olarak bakmamak lazım…
YÖK sayesinde aslında bizim uluslararası öğrenci getirdiğimizi de iyi özümsemek gerek…
YÖK kitapçığında yer almayan bir bölüm veya fakülteye uluslararası bir öğrencinin gelmesi çok zor…
Zaten üniversiteler de bunun farkında…
Peki, TC Yüksek Öğretim Kurulu KKTC yükseköğrenimine zarar vermek ister mi?
Asla istemez; ama yükseköğrenim doğru zeminde şekillenmesi ve doğru adımlar atılması için mesaj verir…
Bu da kurulun en doğal hakkı…
Unutmayın ki Türkiye Cumhuriyeti ilim yolunda çocuklarının yetişmesi için bize 55 bin öğrenci emanet etti…
Bu arada iki ülkenin imzaladığı karşılıkla protokollar da denetim şekilleri belli…
Geçen yıl başlatılan uygunluk verilen şeyler bunlar…
Farklı noktalara çekmeye gerek yok…
Bir de denetimden değil denetimsizlikten korkun…
Verilen mesajları iyi algılayıp yapılan çalışmaların üzerine bi şeyler koymak lazım…
Bunları lafta bırakmadan icraata dökmek lazım…
YÖK’ün kaygısı bizim kaygımız olmalı…
Üniversite sayısının hızlı artışından YÖK niye rahatsız; bunu iyi analiz etmek gerek…
Sayısının artışının kaliteyi düşürdüğünü ve beraberinde sıkıntılar getirdiğini vurgulamak ve düzeltmek gerek…

TC’de kampusu olan üniversitelerin KKTC’ye yöneliş nedenleri ne?
Bunları biz de YÖK’te biliyor…
Altyapı, ulaşım, ev kiraları, sosyal yaşamdaki pahalılığı öğrenci lehine çekecek adımlar atmalı ve desteklemeliyiz…
Bakanlık ve YÖDAK’ta kendi görev ve sorumluğundaki unsurlarda daha dikkatli ve gayretli olmalı…
Üniversitelerimiz akademik üye kalitesini kaliteli eğitim için daha da artırmalı…
Yatay geçiş hususunda taviz vermemeli…
Nerden gelirsen gel! Zihniyetinden uzaklaşılmalı…
Bu mesajları almaz, biz çok iyiyiz der ve sadece YÖK’e sitem edersek büyük hata yaparız…
Şimdi çalışıp bazı şeyleri düzeltme zamanı…
Siz rahat olun, YÖK doğrunun yanında ve KKTC üniversitelerinin destekçisidir…
Yeter ki biz doğru yapalım…

Farklı ideolojiler, toplumsal ve sosyo-ekonomik amaçlar…

Okullar, öğretmenler, veliler, iş ve toplumun oluşturduğu okul çevresi, teknoloji uygulamaları, güçlü ve hedefleri belirli liderlik, öğrenci odaklı programlar eğitimde kalitenin kaynağını oluşturan öğelerdir aslında…
Eğitimde kalite yönetimi anlayışı toplumun beklentileriyle uyumlu hedefler amaçlayan hedefe tek seferde ulaşma, hedefe varma seviyesini ölçme, sürekli gelişmeleri takip etme, nitelikli eğitim verme gibi hedeflerin yansımasıdır…
Yükseköğretimin tarihçesi incelendiğinde farklı dönemlerde farklı ideolojik, toplumsal ve sosyo-ekonomik amaçların yükseköğretim kurumlarının oluşumlarına şekil verdiği görülmektedir…
İlk olarak din merkezli oluşumlar olarak ortaya çıkan yükseköğretim kurumlarının Ortaçağ’da bilimsel çalışmalara odaklandığı, 19. Yüzyılda ise Almanya’da Humboldt modelinin ortaya çıkmasıyla bir dönüm noktası yaşadığını söyleyebiliriz…
Nitekim modern üniversitenin ilk örneği olan Wilhelm Von Homboldt’a göre üniversitenin amacı “Bilim için bilim yapmak” yani herhangi bir meslek edindirmek değil, bilgi üretmektir…
Günümüzde ise üniversitelerin işlevlerini öğrencileri eğitmek, araştırmalar yapmak, bilgi üretmek, dil öğretmek, insanları meslek sahibi yapmak, toplum ve devletle işbirliği içinde hareket etmek şeklinde sıralayabiliriz…
Yükseköğretim kurumları bilgiye öncülük etmeli, nitelik artırmalı ve ülkenim kalkınmasına katkı sağlanmalıdır…
Bugünkü şekliyle öğrenciye müşteri gözüyle bakıp meslek dağıtma misyonunu üstlenmemelidir…