Sosyalist CTP’nin Dome ile sınavı

Sosyalist CTP’nin Dome ile sınavı

Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün

Kısa bir özette fayda vardır;

Girne’nin simgesi Dome Otel devletin malıydı.

İşletmesini Vakıflar İdaresi yapıyordu.

Daha doğrusu yapamıyordu ve sürekli zarar edip iflas sonrası özelleştirilmesi gündeme gelmişti.

O aşamada, bu topraklarda tanık olmadığımız bir gelişme yaşandı ve Dome Otel çalışanları (ki özelleştirmenin ilk günü işsiz kalacak bölge insanlarıdırlar) sendikaları aracılığıyla Dome Otel’e talip oldular.

Mülkiyeti yine Vakıfların yani devletin olacaktı fakat oteli çalışanlar işletip kendi yağlarıyla kendi ciğerlerini kavuracaklardı.

Çok tartışmalar yaşandı.

“İşçiler işletmecilikten ne anlar” diyenlerin yanında “çalışanlar da yönetebilir” iddiasında olanlar vardı.

Sonuçta çalışanlar kazandı ve Dome Otel aslında beklenmedik bir şekilde Dome Otel çalışanlara kiralandı.

Kiracı evkaf İdaresi, kiralayan ise çalışanların kurduğu bir şirket oldu.

Dönem, vahşi özelleştirme dönemi idi.

Kıbrıslı Türklerin en önemli değerleri olan Sanayi Holding, ETİ, Kıbrıs Türk Turizm İşletmeleri birer birer iflas ettirilmiş ve fabrikalar, oteller ihracat-ithalat şirketleri peşkeş çekilmişti.

Az zamanda büyük kazançlar elde etme peşindeki sermaye grupları Kuzey Kıbrıs’a üşüşüp bu vahşi ortamdan pay kapmanın peşine düşmüşlerdi.

Dome Otel çalışanlarının bu yaptığı Avrupa ülkelerinde az da olsa örnekleri bulunan kamusal (ulusal) ekonomik değerleri vahşi kapitalistlerin elinden kurtarma operasyonuydu.

Başarılı da oldu.

Dome Otel şuanda, çalışanların yönetiminde oldukça kaliteli işler yapıyor ve kazanıyor da.

Fakat bu sistemi büyük bir tehlike bekliyor.

Üstelik de bu modeli destekleyen ve sahip çıkan “sosyalist” CTP’nin döneminde.

***

Vakıflar İdaresi’nin (binbir yüzlü) yönetimi Dome Otel’e karşı adeta bir savaş başlattı.

Önce “çok düşük kira ödüyorlar” söylemi ile Dome Otel yönetimini yıpratma çalışmaları yapıldı.

Arkasından medyada besledikleri tetikçiler vasıtasıyla “Dome Otel vergi kaçırıyor, Vakıflara zarar veriliyor” türünden ahlak sınırlarını aşan psikolojik harp teknikleri devreye sokuldu.

Aklı sıra Dome Otel çalışanların elinden alınacak ve muhtemelen İslami bir sermaye grubuna peşkeş çekilecek.

Bu mümkün müdür?

Emeğin en yüce değer olduğu belgisini şiar edinen, çalışanları yani emekçileri temsil ettiğini iddia eden Sosyalist CTP’nin döneminde, Dome Otel’in emekçilerin elinden alınıp İslami sermayeye peşkeş çekilmesi mümkün olabilir mi?

Aslında bu sorunun yanıtı “elbette mümkün değildir” olması gerekirdi.

Ama, “sosyalist” Başbakan’ın sergilediği ikircikli tutumlar nedeniyle bu soruya “elbette” yanıtı verilemiyor.

“Sosyalist” CTP’nin Dome Otel ile sınavının ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

***

Tam bu noktada konuyla da ilintili olan Vakıflar İdaresi’nde çevrilen “dolaplara” değinmek gerekir.

Yazının başındaki (binbir yüzlü) ifadesini bilinçli kullandım.

Aslında din kisvesi altında çalışmalar yapan ama herkese şirin görünmek için herkese mavi boncuk dağıtan Vakıflar Müdürü ne gariptir ki Başbakan ve onun atadığı Yönetim Kurulu Başkanı’nı da etkiliyor.

Yazıdan anlaşılacağı üzere Dome Otel’i çokça yıpratan bu operasyonlara dur deyip kesin kararlarını vermiyorlar.

Konuyu tartıştırıp, Vakıfların beslediği medya tetikçilerine zemin hazırlıyorlar.

Ötesinde Vakıflar Yönetimi tartışmalı ve çok şüpheli işler yapıyor.

Daha önce de sormuştum.

Bir kez daha tekrarlayayım;

Vakıflar yönetimi, yakın bir tarihte yasadığı işler yaptı mı?

Yaptığı işlerin bir bölümünün ödemelerini akrabaları aldı mı?

Vakıflar yönetimi bütçesi dışında, bütçelendirmediği paralar kullanıyor mu?

Örneğin TC Büyükelçiliğinden büyük miktarda paralar alıp, sadece müdürün yetkisinde bu paraları kullanıyor mu?

Bu sorulara yanıt verilsin, konuya devam edeceğiz…